Yastan Bahsetmek: Yasın Dili

Yastan Bahsetmek: Yasın Dili

600 600 kişi bu etkinliğe baktı.

Birbirimizi anlamak ve kendimizi anlatmakta kullandığımız sözcükler kime, neyi, nasıl söylediğimizi belirlediği için önemlidir. Sözcükler çocukluk çağı gelişiminin erken aşamalarında okulda öğrenilen, kişisel ilişkilerimizi yönetirken ve profesyonel yaşamlarımızı sürdürürken yıllar içinde pekiştirilen araçlardır. Ancak, konuşurken seçtiğimiz sözcüklerle düşüncelerimizin dokusunu oluşturan sözcüklerin aynı olup olmadığı pek dikkatimizi çekmez.  İletişimde kullandığımız sözcükler bize hiç düşünülmüş gibi gelmediğinden, çoğu otomatik ve günlük yaşamımızın arka plan yankısı gibi zihnimizden geçer. Yas tutan insanlar için bu noktada tuhaf bir durum vardır; kayıp yaşayanların zihninde olup bitenlerin çoğu olumsuzdur. Bu nedenle, seçtiğimiz sözcükler endişe, öfke, üzüntü, suçluluk gibi olumsuz duygular ve düşüncelerle ilgilidir. Ayrıca, yasın/acının yoğunluğuyla hissedilenleri anlatmak için sözcükleri bulmakta zorlanmak en az yasın içinde yol almaya çalışmak kadar zordur.

Gerçekten de hangi dili konuşursak konuşalım, acımızın derinliğini ya da deneyimlerimizin karmaşıklığını tam olarak ifade edemiyoruz. Yas öylesine duygusal bir kargaşa ki; bildiğimiz sözcükler yası tarif etmek için yetersiz kalıyor, işe yaramıyor. Yine de anlaşılmayı o kadar çok istiyoruz ki, sabırla anlatmaya çalışıyoruz.  Bununla ilgili söyleyebileceğim tek ve en net şey; sevdiğimiz birini kaybettiğimizde yasın kendine özgü dili ile konuşuyoruz ve düşünüyoruz.  Tabii ki, böyle bir deneyimi sözcüklere dönüştürürken, bazen anlaşılmak için yoğun bir çaba gösteriyor, bazen de bir anda yalnız ve izole kalmak istiyoruz. Tam bir duygusal kaos hali yaşıyoruz. Bazı insanların yanındayken de ortak bir dili paylaşıyoruz ve sözcüklerimiz duygulara, olaylara ve deneyimlere güvenilirlik katıyor; bu ortaklık duygusu yasın/acının kendine ait dilinden geliyor. Birlikte yasın dilini nasıl kullanıyoruz ve bu dili nasıl anlıyoruz hakkında konuşacağız…

Konuşmacı Hakkında

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu

1986 yılında Ankara Üniversitesi’nden mezun oldu, Aile ve Tüketici Bilimleri Anabilim Dalı’nda 1989 yılında yüksek lisansını, 1996 yılında doktorasını tamamladı. TÜBA Sosyal Bilimlerde Doktora Sonrası Yurtdışı Araştırma Bursu ile 1997 yılında gittiği ABD’de Purdue Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı’nda misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 1998 yılında Doçent ve 2005 yılında Profesör oldu, 2008 yılında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’ne kurucu Bölüm Başkanı olarak atandı. Görev yaptığı yıllarda Ankara Üniversitesi’nde sosyal hizmet alanında çok sayıda farklı lisansüstü programın açılmasını sağladı. 2008-2015 yılları arasında Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Dekanlık görevine seçilen Hablemitoğlu, bu görevin sonunda Ankara Üniversitesi’nden ayrılarak bağımsız bir kuruluş olan Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü’nü kurdu. Enstitünün çalışmaları kapsamında, öncelikle aile ve yas danışmanlığı olmakla birlikte, çeşitli kuruluşlara yönelik bireysel ve kurumsal gelişim odaklı modüler eğitim programları, workshoplar düzenlemekte, aile ilişkileri, yasla başa çıkma ve sosyal hizmet alanına ilişkin çeşitli konularda seminerler vermektedir. TÜBİTAK, BAP, AB ve Ankara Kalkınma Ajansı destekli gençler ve yaşlılarla ilgili farklı projelerde danışmanlık, eğitmenlik, proje yürütücüsü ve araştırmacı olarak çalışmıştır. Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IASSW)’na üyedir. Hablemitoğlu’nun temel bilim alanına ilişkin çalışmalarının yanı sıra aile sorunları, toplumsal cinsiyet, gerontoloji alanlarında ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makale ve araştırmaları, yayınlanmış kitapları bulunmaktadır. Halen Lefke Avrupa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Sosyal Hizmet Bölüm Başkanlığı görevlerini sürdürmekte, çalışmalarına Kuzey Kıbrıs’ta ve Ankara’daki Hablemitoğlu Enstitüsü’nde devam etmektedir.

Etkinliğe kayıtlar kapalı
 

Tarih ve Zaman

29-10-2022 @ 16:00
 

Son Kayıt Tarihi

29-10-2022
 

Konum

Online event

Paylaş