Eşik’teki öyküler, eşikte duranların ve eşikten geçenlerin öyküleri

ÖYKÜ Kategorisindeki Tüm Yazılar

Yarım Kalan Aşklar

“Yarım kalan aşklar, insanın ruhunu fare gibi kemirir,” derdi Gece Teyze’m. On altı yaşında âşık olmuş Yunus’a. Yunus çok çapkınmış. Yakışıklı bir adam değilmiş ama ailesi Karun kadar zenginmiş bu deyyusun.  Öyle derdi teyzem Yunus’una.  Ağzı bozuktu ama küfür etmek ona çok yakışırdı. Teyzem çapkınlığına rağmen Yunus’u evlenmeye ikna etmiş ama o deyyusun ailesini kim ikna edecekti?  Benim dünya güzeli...

DEVAMINI OKU

Babanın Çukuru

Apartmanların önlerine konan, yeni ölmüş insanlara ait, ona yetim kalan çocukları anımsatansahipsiz kalmış ayakkabılar hep hüzünlendirirdi Gonca’yı. Ne zaman böyle bir çift ayakkabıgörse merak ederdi ölenin nasıl biri olduğunu, arkasında kimleri bıraktığını, arkasındanağlayanı olup olmadığını. Onu hüzünlendirseler de o güne değin gördüğü o öksüz ayakkabılarhep başka evlerdeki başkalarına aitti. Bir yıl aradan sonra ilk kez büyüdüğü apartmanınkapısından girdiği o gün...

DEVAMINI OKU

İKİ KIRMIZI FİNCAN 

Mayıs ayının on sekiziydi. Meltem rüzgarlarının yüzümü okşadığı bu bahar gününde, Mercan Sokağı’nın kırmızı eğri tabelasını sağımda bırakarak yürümeye başladım. Başım önde, Arnavut kaldırımlarının çizgilerine basmaya gayret ederek yürürken, bu takıntımın çocukluğumdan beri hiç değişmediğini düşündüm. Yavaş ve sakin adımlarla ilerlerken Leyla Hanım’ın evinden, yaklaştıkça yükselen müzik sesleri geliyordu. Radyosu hep açık olurdu evet ama sesini hiç bu kadar da...

DEVAMINI OKU

TÜNEL

Günlerdir yürüyormuşum gibi bir sızlama tabanlarımda. Halbuki yarım saat anca olmuştur.  Zınk dedi durdu koca demir. Doğru dürüst bakım yapmıyorlar işte. İki istasyon arası, kaç kilometredir ki, bir mahalleden ötekine? Belki de beş dakika bile geçmedi yaya kalalı.     Epeydir zaman benimle dalga geçmekte.  Benim de onunla işim yok zaten. Takvim yaprakları üşüyerek düşüyor. Geveze saatin tik-tak tekerlemesi sustu. Akrebi beni...

DEVAMINI OKU

Özür Dilerim

Her zaman suçluluk hissederdi. Herkesten yok yere özür diler, başkasının hatalarını sahiplenir, ezildikçe ezilir, küçüldükçe küçülürdü. Yağmurlu havalarda ağlar, sevinirdi güneş çıkınca. Yaprak, adı gibi yeşil gözlere sahipti. Fırtınadan ölesiye korkar, kulaklarını tıkardı. Ortalık durulunca da özür dilerdi büyük güçten. Korkardı sonsuzluktan. Aklı ermezdi O’nun işlerine.  Yaprak, elindeki iğne oyasını seyretti. Aklının söküklerini annesine borçluydu. Onu bebekken terk eden Kader,...

DEVAMINI OKU

KRİZANTEM SOKAĞI

Aşınmış Arnavut kaldırım taşlarının aralarındaki boşluklara, uzun sivri topuklarımı denk getirmemeye  çalışarak yürüyorum tarih kokan bu sokakta. Yürürken, siyah beyaz bir filmi renklendirmeye gayret edercesine hafızamın dehlizlerine giriyorum, sorgusuzca. Aniden. Bir anda karabasan misali çökmüş olan karanlık dağılıveriyor. Oldukça derinden gelen ama şiddetini giderek yükselten, o tanıdık müziğin sesi kulağıma dolmaya başlıyor. Topuk seslerimi müziğin ritmine uydurarak yürümeye gayret ediyorum....

DEVAMINI OKU

Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar

“Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar” 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görülmüştür. “Yas bir daha sevmemiz için bize meydan okur.” Terry Tempest Williams Martıların sesi mi duyduğum? Yoksa kalbimden mi yükseliyor bu çığlıklar? Çok severdi kuşları. Kediyi, köpeği, çiçeği okşardı. Sarılırdı ağaçlara. Kelebeklerin peşinden koşardı. Oğlum! Sırma saçlım. Sırma saçlı yavrusu beliriyor söğüdün altında. Bir martı süzülüyor havada. Çığlık...

DEVAMINI OKU

Girdaplı’nın Gelincikleri

Girdaplı bozkırında ot bitmez, çeşmesinin suyu üç nesildir kırmızı akardı.  Köyün adamlarına babalarından, onlara da dedelerinden miras kalan kalp ağrısının bedelini bir asırdır kadınlar, çocuklar, hayvanlar öderdi.  Bahtı açık kimsenin yolu Girdaplı’ya düşmez, bir giden bir daha dönmezdi.

DEVAMINI OKU

Göç

Koca kamyon sokağa girdiğinde arkasında çığlık çığlığa koşan çocuklar vardı. Kafasını kaldırıp şöyle bir baktı. Kamyon tam evlerinin önünde durdu. Çıkardığı tozun içinde kalan çocuklara baktı. Babasını önünden geçerken gördü, davrandı,yanına koşmak istedi, sonra küstü içinden, kıpırdayamadı. Akşam dışarıda olursa motorla işten gelen babasının önüne koşardı. Babası durup alır, önüne oturturdu onu. Gün nasıl geçerse geçsin birden dünyadaki en mutlu çocuk olurdu. Motorunu satmış olmalıydı. Herhalde kamyonu onun parasıyla tutmuştu. Çok...

DEVAMINI OKU

Çarpışan Nesneler

Ceviz kıracağı ve çaydanlık. İkisini de babasının ölümünden sonra kullanmaya başladı Ahu, daha doğrusu kullanmak zorunda kaldı. Annesi memleketten kabuklu ceviz getirmişti son ziyaretinde, o da bu vesileyle ceviz kıracağını kullanır oldu. Su ısıtıcısı yakın zamanda bozulunca çaydanlığı dolaptan çıkarmıştı. Neydi, çay ateş görecek! Haklıydı babası, gerçekten de çay ateş görünce daha da lezzetli oluyordu. Kırdığı cevizlerin yanına bir de...

DEVAMINI OKU