Yas ile yaşamanın acısı, zorluğu ve anlamlandırma çabamız üzerine kaynaklar

YASLA YAŞAMAK Kategorisindeki Tüm Yazılar

Vedasızlık

Bir kadın ne zaman anne olur? Evladının varlığını öğrendiğinde mi, onu ilk kez kucağınaaldığı anda mı? Yoksa annelik, çocuğunun büyüme yolculuğuna eşlik ederken anneliğini degeliştirerek oluşturduğun bir şey midir? İren’ in dünyaya geliş ve gidiş yolculuğu, kayıtlara göre, 12 yıl 2 ay 1 gün 2 saat 44 dakikasürdü. (Hastanelerde, reanimasyon işlemi sonlandırıldığında ölüm saati kayıt altınaalınıyormuş. Doğarken dünyaya geldiğimiz anı...

DEVAMINI OKU

Yasın İçinde

Durgun suda kulaç atmak kolaydır, dalgalar nefes alışverişini zorlaştırır. Yüzmeye giden biri şayet aşırı dalgalıysa deniz, tereddüt eder, suya girmekten vazgeçebilir.  İç denizin dalgalandığında ne yapıyorsun?  Genellikle mayonu çıkarıp , yüzmekten vazgeçiyorsun. Eve dönüp bir güzel uyuyorsun.  Yasına  yorganı çekince ne oluyor? Acı uyuşuyor belki ama bir yere gitmiyor.  İçinden geçerken sağ çıkılamayan acılar vardır. Parçalanırız, kalbimiz kırılır. Kayıplarımız küçük...

DEVAMINI OKU

Özür Dilerim

Her zaman suçluluk hissederdi. Herkesten yok yere özür diler, başkasının hatalarını sahiplenir, ezildikçe ezilir, küçüldükçe küçülürdü. Yağmurlu havalarda ağlar, sevinirdi güneş çıkınca. Yaprak, adı gibi yeşil gözlere sahipti. Fırtınadan ölesiye korkar, kulaklarını tıkardı. Ortalık durulunca da özür dilerdi büyük güçten. Korkardı sonsuzluktan. Aklı ermezdi O’nun işlerine.  Yaprak, elindeki iğne oyasını seyretti. Aklının söküklerini annesine borçluydu. Onu bebekken terk eden Kader,...

DEVAMINI OKU

Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar

“Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar” 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görülmüştür. “Yas bir daha sevmemiz için bize meydan okur.” Terry Tempest Williams Martıların sesi mi duyduğum? Yoksa kalbimden mi yükseliyor bu çığlıklar? Çok severdi kuşları. Kediyi, köpeği, çiçeği okşardı. Sarılırdı ağaçlara. Kelebeklerin peşinden koşardı. Oğlum! Sırma saçlım. Sırma saçlı yavrusu beliriyor söğüdün altında. Bir martı süzülüyor havada. Çığlık...

DEVAMINI OKU

Babalar gidince

Çok sevdiğim arkadaşım Nazlı babasını kaybetti. Uzaktan acısını yaşamasını, güçlü kalemi ile ilgili yas sürecinde yazdıklarını ve iç döküşlerini okuyorum. Okudukça babam düşüyor aklıma. Öldüğünde, bin dokuz yüz seksen darbesinin üzerinden dört yıl geçmişti ve 48 yaşındaydı babam. 15 yıldır da birinin oğluydum; yani ruhen hala oğluyum ama artık babam öldüğü için kimseyi baba olarak çağıramayacağım diye geçirmiştim içimden. Yanılmışım…...

DEVAMINI OKU

İren’ im Melek Olmuş

Gözümü kapıyorum. Hayatımın son on iki yılındaki mutlu anları görüyorum hep, çünkü bizim dünyamız sadece sevgi ve mutluluk üzerine kuruluydu. Ancak, John Lennon’ un dediği gibi, “Hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir!” Ben de, tam doksan beş gün önce, başımıza nelerin geldiği ile başlamak istiyorum. İren, genelde kabızlık sorunu yaşayan bir çocuktu. Vefatından yaklaşık bir hafta önce, iki gün süren dışkı...

DEVAMINI OKU

EĞER

Gözlerimi yumduğumda bile bakışının hatırası karanlığımı hâlâ aydınlatıyorsa Telefon edip “nasılsın?” dediğimde, “sesini duydum, daha iyi oldum kuzum,” dediğini bir kerecik daha işitmek istiyorsam Oğullarımın bir gülüşünde, bir bakışında her gün senden izler görüyorsam Başım dara düştüğünde şimdi babam olsa nasıl bir çıkış yolu bulurdu acaba diye kendime defalarca soruyorsam Her güzel günde, ne yaparsam yapayım, hep eksik kalıyorsam Kaybın,...

DEVAMINI OKU

Yas: Uzun Bir Veda

Şengül Hablemitoğlu’nun Kitabı Üzerine Kişisel Bir Okuma Yas… Kaybettiklerimize yer açmak, onları içimize sığdırabilmek için kendimizi büyütmek. Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun “Yas: Uzun Bir Veda” adlı kitabını okurken zihnimde en çok bu cümle yankılanmıştı. Pandemi döneminde arka arkaya yaşadığım kayıplar, beni yasın anlamını, evrelerini, hatta faydasını sorgulamaya itti. Yalnız değildim; pek çoğumuz bir şeyleri, birilerini kaybettik. Kimi zaman sevdiklerimizi, yurdumuzu,...

DEVAMINI OKU

Kaymak Taşı

Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde,  kaymak taşı elimde bakıp duruyorum eski evimize.  Babam öldü biliyorum  zümrüt gözleri toprağa karıştı sanki avuçlarımda babamı tutuyorum. O kaymak taş ki en sevdiğim imge öptüm kokladım sakladım. O kaymak taş ki en sevdiğim imge. Babam şimdi nerede,  öldüğüne inanmıyorum.  Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde belki de Annen nerede diye soruyor  artık duyulmayan bir sesle. Kaymak taşı elimde bakıp duruyorum...

DEVAMINI OKU

Kundaktan Beşiğe, Tabuttan Toprağa

Kuşlara bakıyorum. Havada süzülen turuncu ayaklı kuş balkonun demirine konuyor. Bana mı bakıyor? Masadan kalkıyorum daha iyi görebilmek için. Hızlıca süzülüp gözden kayboluyor. Masaya geri dönüyorum. Yaşadığım ev on beşinci katta. Bulutlar griye çalıyor. Hava soğuk. Yazarken kahvem ılıdı. Yenisini demlemeye üşeniyorum. Salona bakıyorum. İkinci el eşyalarımız “kırılgan.” Anneannemden kalma orman desenli tabakları çok seviyorum. Geçen kış hayattaydı anneannem. Haftada...

DEVAMINI OKU