ölüm

Etiketli Tüm Yazılar

OİDİPUS YOLLARDA

“Baba, beni çağırıyorsun sen. İçinden durmadan beni çağırıyorsun.” Belçikalı yazar Henry Bauchau’nun “Oidipus Yollarda” isimli eserini bitirdim az önce. Bilmeden annesiyle evlenen, sonunda gözlerini kör ederek ve krallığından kovularak bedel ödeyen Oidipus’un attığı her adımı hissettim. Bir dilenci gibi davransa da tahta yaraşır gücünü hep hissettirdi Tanrı anlatıcı. Romanın bir yeniden yazım olması, gücünü mitolojiden alması onu daha da ağırlaştırdı...

DEVAMINI OKU

Seni Özlemek

Özlemek: Bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek… Göreceğim geldi… Nasıl göreceğim peki? Keşke sözlük yazarları “özlemek” fiilini tanımlarken nasıl göreceğimizi, nasıl kavuşacağımızı da belirtseymiş. Özlemek bu tanımdan mı ibaret? Öyleyse eğer ben özlemiyorum demektir. Ben “eksik kalıyorum” bu özlem ile… Onu hatırlatan herhangi bir şey olmasına gerek kalmadan yüreğine bir alev topu düşmesi...

DEVAMINI OKU

Bir Varız, Bir Yokuz

“Çocukluğumuzdan Beri “Bir “Varmış” Bir “Yokmuş”” Deriz, Ama “Varmış”ı Beynimize Kazırken “Yokmuş”u Yok Varsayarız, Yaşam Sanki “Varmış”larla Doluymuş Gibi. Oysa Yaşam; “Var”larla, “Yok”larla Doludur, Oysa Biz Bile, Bir Varız, Bir Yokuz…” Yukarıda ki paragraf sevgili Mehmet Refik Yücel’e ait. Notlarım arasında karşıma çıkınca dönüp dönüp tekrar okudum. Yaşam sanki varmışlarla doluymuş ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp duruyoruz? Yaşamın en büyük...

DEVAMINI OKU

Gerçekleri Bana Masalı Çocuğa

Yazabilsem rahatlayacağım İçimde patlamamış mısır taneleri gibi birikmeyecek bu acılar Şehir umuda hasret. Kendimi aradan çıkarsam gerçekle kavuşacağım. Kullanılmayan nesneler gibi birikmeyecek içimde bu acılar. Şehir ağaca hasret. Kendimi aradan çıkarsam ormanla kavuşacağım. Yazabilsem rahatlayacağım.  Bir yazabilsem. Rahatlayacağım. Bu gece sana kalksın bütün kadehler ölüm Çocukluk aşkım Unutamadığım sevgilim Sırtımı okşamayı bırak artık Yüzüme bak Konuş benimle Çek gölgeni çocuk...

DEVAMINI OKU

İÇİMDEKİ BENİ BEN ÖLDÜRDÜM

Ahh Ademoğlu! incir ağaçlarının buz kestiği bir Şubat gecesi güneşin bulutlara sarınıp saklandığı, toprağın beyaza büründüğü zemheri karanlığında doğurmuş Magdalalı Meryem beni, bundandır gecelerin kışına meyledişim… yeniden doğuşu Mart’a saklamış belli ki… kışın ayazı ıstırabın ateşi ile kesmişler göbek bağımı makası da kör dillerle bileylemişler belli ki… oysa; yalan ağız kenarlarında yuva yapmış  biley tutmuyor dilleri… öz’ünü istedim herşeyin,  oysa...

DEVAMINI OKU

ÖLÜME NİNNİ

doğrudan sana vardığımda yaklaştığımda kaçtım nasıl istediğimi bile anlamadım tüfeğin namlusunda bir merhaba cehennem ateşinden halliceyken avuçlarımda sıra bekledi boğum boğum gülümsemelerim… gülümsemelerine gebe yokluğuna aş ererken toprağa döküldü suyum doğmak bilmeyen sancılı düşlerime pas tutmuş neşteri vurup karanlığın aynasına gömdüm çığlıklarımı… şimdi kucağımda kanlı bir isyan akşamla sela arasında  batıya doğru dönerken yüzüm yüzerek geleceğim zamana gergef arzumlarımla mezarımın...

DEVAMINI OKU

Bir ateş yaktı ölüm

Susarak sevdiler. Susarak konuştular. Bize en çok susmayı öğrettiler.  İçimizde birikti öksüz kelimeler.  Kimi rüzgârla savruldu şiir oldu.  Kimi güneşle kavruldu öykü oldu.  Kimi karda dondu, yas oldu.  Bir ateş yaktı ölüm.  Üşüyenleri gördü kimi, Sıcak çorba verdi, gülümsedi. Esin perisi geldi.  Romanları büyüyle harmanladı. Ölüm bir ateş yaktı.  Kıvılcımları seyretti kimi. Diğeri elini uzattı. Üşüyenler ısındı.  Sessizlikten doğdu sustukları…

DEVAMINI OKU