Eşik e-dergi’nin tüm yazıları

EŞİK Kategorisindeki Tüm Yazılar

Kayıklar

Karanlıkta Sesler

Sığ kelimeler ve bakışlar, içlerinden bir tanesi bile karanlığı aralayamıyor. Çok uzun zamandır, kimsenin ondan ummayacağı denli derinliği özlüyordu. Kapı, delimsirek rüzgârın tokadıyla sarsıldı. Ürperdi, yorganı sıyırıp kalktı Yakup Reis, sesleri dinledi. Kayıkhaneyi hırpalayan denizi, meşelerin esrarlı ezgisini, rüzgârın küstahlığını, dışarıda olup biteni… Köpekler mi havlıyor, av peşine düşmüşçesine? Uzakta bir kadın çığlığı vahşi adımlar, ürkek ayak sesleri… Sesler! Geceleri sesleri...

DEVAMINI OKU

Yas: Uzun Bir Veda

Şengül Hablemitoğlu’nun Kitabı Üzerine Kişisel Bir Okuma Yas… Kaybettiklerimize yer açmak, onları içimize sığdırabilmek için kendimizi büyütmek. Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun “Yas: Uzun Bir Veda” adlı kitabını okurken zihnimde en çok bu cümle yankılanmıştı. Pandemi döneminde arka arkaya yaşadığım kayıplar, beni yasın anlamını, evrelerini, hatta faydasını sorgulamaya itti. Yalnız değildim; pek çoğumuz bir şeyleri, birilerini kaybettik. Kimi zaman sevdiklerimizi, yurdumuzu,...

DEVAMINI OKU

Kaymak Taşı

Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde,  kaymak taşı elimde bakıp duruyorum eski evimize.  Babam öldü biliyorum  zümrüt gözleri toprağa karıştı sanki avuçlarımda babamı tutuyorum. O kaymak taş ki en sevdiğim imge öptüm kokladım sakladım. O kaymak taş ki en sevdiğim imge. Babam şimdi nerede,  öldüğüne inanmıyorum.  Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde belki de Annen nerede diye soruyor  artık duyulmayan bir sesle. Kaymak taşı elimde bakıp duruyorum...

DEVAMINI OKU

Kundaktan Beşiğe, Tabuttan Toprağa

Kuşlara bakıyorum. Havada süzülen turuncu ayaklı kuş balkonun demirine konuyor. Bana mı bakıyor? Masadan kalkıyorum daha iyi görebilmek için. Hızlıca süzülüp gözden kayboluyor. Masaya geri dönüyorum. Yaşadığım ev on beşinci katta. Bulutlar griye çalıyor. Hava soğuk. Yazarken kahvem ılıdı. Yenisini demlemeye üşeniyorum. Salona bakıyorum. İkinci el eşyalarımız “kırılgan.” Anneannemden kalma orman desenli tabakları çok seviyorum. Geçen kış hayattaydı anneannem. Haftada...

DEVAMINI OKU

Yasın Öğrettikleri

Kırk bir yıl olmuş babam gideli… O zamanlar on beş yaşındaydım. İlk kez o zaman gerçekten hissettim ölümün ne demek olduğunu, kalbe nasıl saplandığını. Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım. Bu süreçte nice sevdiklerimi uğurladım. Her kayıpla birlikte, yasın farklı yüzlerini gördüm. Bilmediğim yönlerini öğrendim, kimi zaman susarak, kimi zaman içimden ağlayarak. Her sevdiğim birini kaybettiğimde, “ölüm” diyemedim. Veda belki, hasret, gurbet…...

DEVAMINI OKU
Stephen Jenkinson söyleşisi

İyi Bir Ölüm: Stephen Jenkinson ile Söyleşi

Ölüm gibi çoğu kişinin kaçındığı bir konu üzerine tefekkür eden, çalışan, yazan, konuşmalar yapan ve hatta bu konuda bir okulu olan Stephen Jenkinson Leslee Goodman ile yaptığı bu söyleşisinde üzerinde durduğu kültürümüzün ölüm fobisi, atalarımızla olan bağlarımız, niçin ölümün bir son değil armağan olduğuna dair görüşlerini olanca açıklığı ile paylaşıyor. Bizler de sevenleri ve merak edenleri için söyleşiyi Türkçe’ye kazandırmak...

DEVAMINI OKU

Yasın Sessiz Altıncı Evresi: Anlam

Hayat bazen bütün sözcükleri unutturur. Bir sesin artık duyulmadığı, bir kapının asla açılmayacağı o an… İçimizde kalan, boşluk değil, derin bir yankıdır. Yas da tam burada başlar: o yankının peşine düşmekle. Kaybın ardından yalnızca acı değil, anlam da kalır bize. Peki o anlam, tam olarak nedir? İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross 1969’da yayımlanan “Ölüm ve Ölmek Üzerine” adlı kitabında, hastalara ölüm teşhisi konduğunda hangi...

DEVAMINI OKU

Yazarken Nasıl Ölünür

İyi bir okur olma çabasını kıymetli buluyorum. Yazan biri için ilk koşul nitelikli edebiyatla beslenmek. Neden mi? Örnek verip anlatmak istiyorum. Yazan biri olarak çağdaşlarımın kitaplarını merak ediyorum. Öykücüleri elimden geldiği kadar takip ediyorum. Basılmaya değer görülmüş eserleri satın almadan önce yaptığım şey ilk beş sayfayı okumak. İyi bir okur olduğunu düşündüğüm öykücülere çekiliyorum doğal olarak. Bir yazarın kurduğu cümlelerin derinliğini, yapısını, üslubunu belirgin hale getiren okuduğu kitaplar değilse nedir?

DEVAMINI OKU

Üç Renk: Mavi – Krzysztof Kieślowski

Üç Renk: Mavi, Kieślowski'nin Fransız Devrimi'nin ideallerini simgeleyen üçlemesinin ilk filmidir ve "özgürlük" temasını işler. Ancak bu özgürlük, politik değil; kişisel ve duygusal bir özgürlüktür. Film, Julie'nin (Juliette Binoche) bir trafik kazasında eşi ve kızını kaybetmesinin ardından yaşadığı derin yas sürecini ve bu süreçte kimliğini yeniden inşa etme çabasını anlatır. Julie, geçmişinden ve duygularından kaçmaya çalışırken, müzik ve insan ilişkileri aracılığıyla yeniden hayata tutunmanın yollarını arar. Film, yasın sadece acı değil, aynı zamanda bir dönüşüm süreci olduğunu gösterir.

DEVAMINI OKU