KRİZANTEM SOKAĞI

,

| 15/06/2025

Aşınmış Arnavut kaldırım taşlarının aralarındaki boşluklara, uzun sivri topuklarımı denk getirmemeye  çalışarak yürüyorum tarih kokan bu sokakta. Yürürken, siyah beyaz bir filmi renklendirmeye gayret edercesine hafızamın dehlizlerine giriyorum, sorgusuzca. Aniden.

Bir anda karabasan misali çökmüş olan karanlık dağılıveriyor. Oldukça derinden gelen ama şiddetini giderek yükselten, o tanıdık müziğin sesi kulağıma dolmaya başlıyor. Topuk seslerimi müziğin ritmine uydurarak yürümeye gayret ediyorum.

İşte akordeoncu Salomon… Bu sokağın ünlü müzisyeni; vazgeçilmezi. Pastane ile postane arasındaki ince duvarın dibinde, bir metrekare bile olmayan o küçücük alanda bağdaş kurmuş oturuyor.

Pastanenin ışıkları yanınca, Salomon kartpostal gibi yanıp sönmeye başlıyor. Hayalini kurup erişemediği sahnelerin hazzını, bu ışıklar ve yoldan geçerken durup dinleyenler, ona az da olsa yaşatıyordur diye düşünüp, gülümsüyorum.

Ve işte pastanenin önünde, mutluluğu aradığı hiç bir yerde bulamayan bir grup insan sıraya girmiş; birazdan tatlı sonrası yaşanacak olan sanal mutluluğu sabırsızlıkla bekliyorlar.

Az ilerideki sinemanın önünde bir kalabalık… İzledikleri filmin sarhoşluğuyla, kahkahalar atarak, ilk gençliklerini kutlayan körpe vücutlar.

Sinemanın karşısı kütüphane. Kerem’le her sınav öncesi kapısını aşındırdığımız; masmavi dış cephe rengiyle, neredeyse şehrin hemen hemen her yerinden –ben buradayım- dercesine görülen o koca yapı. Aşkımız gibi o da eskiyip dökmüş; cıvıl cıvıl hayat dolu o rengini.

Salomon çalmaya devam ediyor…

Krizantem Sokağı’nın köşesindeki Dönerci Salim’in dükkanı pilates salonu olmuş. Boydan boya cam cephesinin gerisinde, vücutlarını şekillendirme gayretinde birkaç insan aynı hareketi farklı zamanlarda yapıyor…

Ağır adımlarla –biraz da heyecanla- sokağa giriveriyorum. Mis gibi ekmek kokusu bir anda burnumdan girip ciğerlerime iniyor. Ne tuhaf. Oysaki fırının yerinde oto tamircisi var artık.

Nihayet doğduğum, doyduğum; ağladığım , güldüğüm; oyunlar oynadığım o ev karşımda. Kırmızı tuğlalarını, oynadığımız topların hedefi yapıp; küçük balkonunda yazları çekirdek çitlediğimiz, çay içip kahkahalar attığımız işte bu kırmızı Umut Apartmanı… Ve kardeşim Yiğit’in henüz bizi terk edip, bu dünyadan göç etmediği o huzurlu zamanlar renkleniveriyor gözbebeklerimde.

Salomon hüzünlü bir melodi çalmaya başlıyor…

Kapı zili olduğu yerde duruyor ancak melodisi hala aynı mıdır? Bilmiyorum. Öğrenemeyecek olmanın sızısıyla, parmaklarım yıllar sonra aynı zilin üzerinde geziniyor. ‘Yiğit’in ellerinin kokusu sinmiştir’ diyor kalbim, kendi gözyaşlarını içine akıta akıta…

Gıcırdayan demir kapıya uzanıyor ellerim. Her zamanki gibi açık olan bu kapıyı, eskiye dair bir his yakalamak adına bir ileri bir geri ittiriyorum. Hâlâ gıcırdıyor.

Kardeşim Yiğit iki üç yaşlarında. Demir kapının gerisinde, bezinin sıkıştırdığı tombul çıplak bacakları, acemice koşuşlarının kurbanı oluyor. Uzanıp sımsıkı tuttuğum bedenini göğsüme sarıyorum. Gözlerindeki yaşları ince parmaklarımla silip, öpmeden dudaklarımı alnına yapıştırıyorum. Zeytin gözlerini gözlerime dikiyor: “Abla” deyip, kendini bana teslim ediyor. Gözlerim kapalı. Sımsıkı.

Salomon… Canımı acıtıyor…


Yazan:

Şeyma Ayık

İstanbul’da doğan yazar, liseyi Beylerbeyi Lisesi’nde okudu. Lisans eğitimi için Ankara’ya giderek, Gazi Üniversitesi’nde İşletme Eğitimi aldı. Aynı zamanda Pare Güzel Sanatlar Şan bölümü ve Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler mezunudur. Beş yıl boyunca Açık Radyo’da reklam yönetmeni olarak çalışan yazar, daha sonra kendi şirketini kurarak, uzun yıllar seslendirme oyunculuğu, yönetmenliği, çocuk koçluğu ve prodüktörlüğü çalışmalarını yürüttü. Bu süreçte Jazz Dergisi ve Milliyet Sanat dergilerinde röportajları ve yazıları yayımlandı. ‘Seslendirme oyuncusu’olarak çalışmalarını halen sürdürmektedir. Yazarın Altın Kitaplar Yayınevi tarafından yayımlanan Tırtıl Tontini ve Neşeli Aydede , Aliş’in Gözlüğü, Aliş’in Öfkesi, Aliş Konser Piyanisti, Üç Kuş Kardeş ve Babaannemin Sandığıisimli çocuk kitapları bulunmaktadır. Ayrıca Megakidsetiketiyle yayımlanan Harika Bir Gün adlı kitabı da bulunmaktadır. Yazar, bir çocuğun gözlerindeki var oluştan gelen o emsalsiz ışığın hiç sönmeyip, gelecek nesillere de sirayet etmesi; dostluğun, koşulsuz sevginin, yardımlaşmanın ve farklılıkların kusursuz ahengini çocuklarla ve gençlerle paylaşabilmenin önemi adına yazmaya devam etmektedir.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)