1975 yılında İstanbul’da doğdum. 2020’den beri öykü atölyelerinde yazıyorum, derin okuma atölyelerinde nitelikli okur olmaya çalışıyorum. Edebiyat dergilerinde öykülerim, şiirlerim yayımlanıyor. (Varlık Dergisi, Ot Dergi, Tabure, İshak Edebiyat, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Oggito)
“Bana Benzeme Sakın” isimli öyküm, 2025 Çukurova Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Kül” isimli öyküm, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Çocukluk Çıkmazı” isimli öyküm, 2024 Asonans Dergi Podcast Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Akide Şekeri” isimli öyküm, 2024 Ayşe Şengöz Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Nalân Roman” isimli öyküm, Oğuz Atay Öykü Ödülleri (2024) sonucunda hazırlanan seçkide yer almaya değer görüldü.
“Mavi Saz” isimli öyküm, 3. Eskişehir Kral Midas Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Havada Sümbül Kokusu” isimli öyküm, Luna Yayınları Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Kurumuş Çiçekler” isimli öyküm, 8. Cumba Edebiyat Yarışması’nda dördüncülüğe layık görüldü.
Düşerken yıldızlar tuttu beni yaslarımdan Bir bebek gibi şifalı kollarda dolaştım Bildiğim ne varsa bıraktım “Ay” benim için şarkılar söyledi. Gökyüzü evim gibiydi. Kemiklerimde ılık bir rüzgâr esti Kalbim bir vadi oldu Yemyeşil ve genişti Düştüğümü sanırken kuşlar Gözyaşlarımı öptü...
Ne yani bunu mu konuşacağız?Pek tabii sevgilim…Ne var konuşulacak bundan başka?Bu bir devrimdir.Bu bir AŞK devrimi!Nehirlerce akıyor…Önünde durmaya çalışma.Ben duyuyorum, görüyorum ve bırakıyorum kendimi.Haydi gel benimle sevgilim.Artık bunları konuşacağız.Sadece bunları. AŞK’ı mesela.Doya doya hem de.Her hücremiz aşktan titreyene kadar konuşacağız...
Düşerken yıldızlar tuttu beni yaslarımdan Bir bebek gibi şifalı kollarda dolaştım Bildiğim ne varsa bıraktım “Ay” benim için şarkılar söyledi. Gökyüzü evim gibiydi. Kemiklerimde ılık bir rüzgâr esti Kalbim bir vadi oldu Yemyeşil ve genişti Düştüğümü sanırken kuşlar Gözyaşlarımı öptü...
Ne yani bunu mu konuşacağız?Pek tabii sevgilim…Ne var konuşulacak bundan başka?Bu bir devrimdir.Bu bir AŞK devrimi!Nehirlerce akıyor…Önünde durmaya çalışma.Ben duyuyorum, görüyorum ve bırakıyorum kendimi.Haydi gel benimle sevgilim.Artık bunları konuşacağız.Sadece bunları. AŞK’ı mesela.Doya doya hem de.Her hücremiz aşktan titreyene kadar konuşacağız...
1975 yılında İstanbul’da doğdum. 2020’den beri öykü atölyelerinde yazıyorum, derin okuma atölyelerinde nitelikli okur olmaya çalışıyorum. Edebiyat dergilerinde öykülerim, şiirlerim yayımlanıyor. (Varlık Dergisi, Ot Dergi, Tabure, İshak Edebiyat, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Oggito)
“Bana Benzeme Sakın” isimli öyküm, 2025 Çukurova Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Kül” isimli öyküm, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Çocukluk Çıkmazı” isimli öyküm, 2024 Asonans Dergi Podcast Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Akide Şekeri” isimli öyküm, 2024 Ayşe Şengöz Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Nalân Roman” isimli öyküm, Oğuz Atay Öykü Ödülleri (2024) sonucunda hazırlanan seçkide yer almaya değer görüldü.
“Mavi Saz” isimli öyküm, 3. Eskişehir Kral Midas Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Havada Sümbül Kokusu” isimli öyküm, Luna Yayınları Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Kurumuş Çiçekler” isimli öyküm, 8. Cumba Edebiyat Yarışması’nda dördüncülüğe layık görüldü.
“Bazı adımlar hiç ses çıkarmaz ama yeri sarsar.Sadece yürümüyor, bir belleğin içinden geçiyorduk.Bazen yas, sadece birinin sessizce yanında oturmasıdır.Doğa, insanın unuttuğunu unutmamıştı.Bazen bir kelebek bile hatırlar.Bazı yürüyüşler, içimizde bir yer ...Devamını Oku
“Dünyadaki Ruhlar Kadar Tanrı’ya Giden Yol Vardır.” Kazandığı Ödüller Yas ve Ölümün Sufi Yansımaları Nacer Khemir’in “Bab’Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens” filmi, yas ve ölüm temalarını Sufi geleneğin derinliklerinden beslenen bir şiirsellikle ...Devamını Oku
Bir Hatırlama: Ölüm Yolculuğun Başlangıcıdır. Tasavvufun ölüm anlayışı, maddeye sıkışmış modern insanın unuttuğu bir hatırlatma gibidir: Ölüm bir yokluk değil, ilahiyle başlayan yolculuğun tamamlanmasıdır. Mutasavvıf bir aileden gelen Kerim Güç, ...Devamını Oku
Günlerdir yürüyormuşum gibi bir sızlama tabanlarımda. Halbuki yarım saat anca olmuştur. Zınk dedi durdu koca demir. Doğru dürüst bakım yapmıyorlar işte. İki istasyon arası, kaç kilometredir ki, bir mahalleden ötekine? ...Devamını Oku
Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (Only Lovers Left Alive)Yönetmen: Jim Jarmusch | Yapım Yılı: 2013 | Oyuncular: Tilda Swinton, Tom Hiddleston, Mia Wasikowska, John Hurt | Müzik: Jozef van Wissem & ...Devamını Oku
Geçenlerde, sık gittiğim bir kahvecide köşedeki masama oturmuş, kahvemi yudumluyordum. Derken karşıma genç bir adam geldi, sessizce oturdu. Hani bazı insanlar mekana girer girmez bir şeyleriyle dikkat çeker ya onun ...Devamını Oku
“Kimse ölmese ne olurdu?” Bu soru, kulağa neredeyse masalsı bir temenni gibi gelebilir ama ya bu dilek gerçekleşseydi? Ölümün olmadığı bir hayat nasıl olurdu? Ya ölüm, bir sabah ortadan kaybolsaydı ...Devamını Oku
Bazı sahneler filmden değildir, hayattan alınmıştır. O sahneleri izlerken insan gözünü kırpmadan bakar, çünkü orada bir yere dokunur. Hatırlatır. Sızlatır. Belki geçmiş bir cümleyi. Belki hiç kurulmamış bir ihtimali. “Perfect ...Devamını Oku
Sığ kelimeler ve bakışlar, içlerinden bir tanesi bile karanlığı aralayamıyor. Çok uzun zamandır, kimsenin ondan ummayacağı denli derinliği özlüyordu. Kapı, delimsirek rüzgârın tokadıyla sarsıldı. Ürperdi, yorganı sıyırıp kalktı Yakup Reis, sesleri ...Devamını Oku
Babam yerin altında. Kaç kat bilmiyorum. Gökyüzünde de olduğunu söylüyorlar. Kaç kat bilmiyorum. Çok acı çektim… Çok acı çekiyorum… Bir de kalbimde tabii. Bir de annemin ...Devamını Oku
“Yarım kalan aşklar, insanın ruhunu fare gibi kemirir,” derdi Gece Teyze’m. On altı yaşında âşık olmuş Yunus’a. Yunus çok çapkınmış. Yakışıklı bir adam değilmiş ama ailesi Karun kadar zenginmiş bu ...Devamını Oku
Apartmanların önlerine konan, yeni ölmüş insanlara ait, ona yetim kalan çocukları anımsatansahipsiz kalmış ayakkabılar hep hüzünlendirirdi Gonca’yı. Ne zaman böyle bir çift ayakkabıgörse merak ederdi ölenin nasıl biri olduğunu, arkasında ...Devamını Oku