Üç Renk: Mavi – Krzysztof Kieślowski
Üç Renk: Mavi, Kieślowski'nin Fransız Devrimi'nin ideallerini simgeleyen üçlemesinin ilk filmidir ve "özgürlük" temasını işler. Ancak bu özgürlük, politik değil; kişisel ve duygusal bir özgürlüktür. Film, Julie'nin (Juliette Binoche) bir trafik kazasında eşi ve kızını kaybetmesinin ardından yaşadığı derin yas sürecini ve bu süreçte kimliğini yeniden inşa etme çabasını anlatır. Julie, geçmişinden ve duygularından kaçmaya çalışırken, müzik ve insan ilişkileri aracılığıyla yeniden hayata tutunmanın yollarını arar. Film, yasın sadece acı değil, aynı zamanda bir dönüşüm süreci olduğunu gösterir.
DEVAMINI OKU
Kederli Senfoni
“Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı, dolaşık.” Rüyamda yılanlar göründü önce. Gözleri sapsarı. Dilleri dikenli. Kanlı gözyaşlarım köpürmeye başladı organlarımda. Sarsıldım. Titredim dakikalarca. Beyaz, sonu gelmeyen sıkı bir kumaş… Beni sardıkça sardı. Bedenim süt rengi yapışkan bir elbiseydi artık. Yüzüm, gözlerim, sarı saçlarım, hayat dolu memelerim… Görünmez, anlaşılmaz oluncaya kadar doladılar kumaşı. Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı,...
DEVAMINI OKUGeleceğin Yası
Sevdiği birini kaybettiğinde, sadece kaybının mı yasını tutar insan? Yoksa, kaybıyla birlikte yitip giden gelecek hayallerinin de mi? Yas, sevilen birinin ölümünün ardından içsel bir deprem yaşayarak benliğinin alt üst olması değil mi? Akışını kontrol edemediğimiz bir hayatın içinde kalmıyor muyuz sevdiğimizi uğurladıktan sonra? O halde, onsuz, içinde bulunduğumuz hayatımızın da yasını tutmaz mıyız? Kişisel yasımın bu evresinde gelecekle mücadele...
DEVAMINI OKU
Ben Ölmeden Önce…
TED konuşmalarını dinlemeyi severim. Karşıma Candy Chang’in etkileyici bir konuşması çıktı. Katılımcı toplum sanatı konusunda çalışan bir kadın sanatçı olan Chang, 2009 yılında çok sevdiği birini aniden kaybediyor. Sonrasında ölüm hakkında çok düşündüğü ve uzun süren bir yas ve depresyon süreci başlıyor. Bu derin acı, onda bir dönüşümü tetikliyor. Hayatın kısa ve kırılgan olduğunu fark ediyor ve bunu insanlarla paylaşmanın,...
DEVAMINI OKUYazarın Ölümü
“Kelimeler eylemlere yol açar. Ruhu hazırlar, kıvama getirir ve şefkate yönlendirir,” demiş Azize Terasa. Kelimeler hem bizi bize gösteren ayna işlevi görür hem de bir ifade aracı olarak en büyük güçtür. Tabii iyi kullanmayı öğrenirsek. Dış görünüşümüze gösterdiğimiz özeni anadilimizden esirgiyoruz çoğu kez. Edebiyat dili en iyi şekilde kullanmayı gerektiriyor. Semih Gümüş, “Edebiyat olmasaydı, insan acılarını üçüncü sayfa haberlerinin dilinden...
DEVAMINI OKU
Babanın Ölümü
“İyi yas, ölen kişinin anısını pratik kimliklerimize entegre eden kalıcı bir biyografi oluşturmayı sağlar. Yasın getirdiği iyilikleri elde eden bir süreç, ölen kişiyi bırakmak ya da tutmakla ilgili değildir, geçmişteki ilişkiyi temel alarak yeni bir şey inşa etmekle ilgilidir.” Michael Cholbi Babam kendini eczaneye kilitliyor. Yüzümü eczane kapısının camına yapıştırıyorum. Yeşil gözlerinde oltanın ucunda donup kalmış balıklar var. Pullarına buz...
DEVAMINI OKUYas ve Ölüm Festivali Üzerine
Dün bir festivale katıldım. “Yas ve Ölüm Festivali.” “Yas ve ölüm” sözcükleri “festival” sözcüğü ile tezat oluşturuyor ilk bakışta, değil mi? Bu sözcükler nasıl bir araya gelebilir demeyin. “Festival” TDK’ da “şenlik” olarak tanımlanıyor. Ancak, ikinci tanımı ile, “dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan gösteri” olarak ele alındığında bu tezat duran sözcükler aynı...
DEVAMINI OKU
Zamanında Söylenmemiş Sözler
Birinci Mektup “Galiba biz, babacığım, birbirimizi hep böyle anlamadan sevdik.” Oğuz Atay Bugün sen öleli dört ayı geçti baba. Duygularım rahat huzur vermiyor bana. Zamanında söyleyemediğim şeyler yakama yapıştı. Hiç anlaşamazdık biz. Önce bu gerçeği kabul edelim. Yine de seni çok düşünüyorum. Bir deri bir kemiğe dönmüş halin gözümün önünden gitmiyor. Sol kolunun ve o güzel ellerinin bir balon gibi...
DEVAMINI OKU
İçi Toprak Dolu Bir Boşluk
Domates çorbası pişiriyorum mutfakta. Unuttun mu beni? Hem şarkıcı soruyor hem babam. “Ne çare unutamadım,” diyorum. Unutamadım ama artık yoksun. Mezarın var. Fotoğrafların var. İkimizin pek yok. İçi toprak dolu bir boşluk kalbimdeki. Sana söyleyemediğim öyle çok şey var ki. Yasın insanı kıskıvrak yakaladığı anlarda Turuncu bir kelebek kanat çırpıyor mutfakta. Sen geliyorsun aklıma Yasın insanı kıskıvrak yakaladığı anlarda.
DEVAMINI OKU







