Yas ve ölümü işleyen, araştıran sanat ve edebiyat eserleri

SANATTA YAS ve ÖLÜM Kategorisindeki Tüm Yazılar

Beyaz Kanatlar

Beyaz Kanatlar Gözyaşlarım düşerken beyaz kanatlara Devasa bir yas bulutu kararıyor havada Göğün ince damarlarında dolaşırken ışık Şefkat dolu bir yağmur başlıyor Bulut patlıyor sonra Ağlıyor doyasıya Beyaz kanatları sakın unutma Dokunuşları tüy kadar hafif Sesleri pamuk yumuşaklığında Sırtında dolaşan şifayı hatırla İyileşmek o kanatların altında Ve inanmak Başka bir dünyanın mümkün olduğuna… (Yas ve Ölüm Festivali’ne…)

DEVAMINI OKU

Six Feet Under

Eğer “geçicilik” üstüne kafa yormadıysanız, muhtemelen diziyi ilk bölümde bırakacaksınız. Ölümü yaşamın merkezine yerleştirip, ilişkileri derinlemesine inceleyen incelikli bir yapım Six Feet Under. Cenaze evi işleten Fisher ailesi, cesetlerin güzel görünmesinden sorumlu. Tabuta yerleştirilen cansız bedenlerin, çeşitli kimyasallarla yaşıyormuş gibi gösterilmesi bana büyük bir kandırmaca gibi geldi. Ama birçok insan ölmeden önce bütün detaylarıyla bir vasiyet oluşturuyor. (Tabutun kalitesi, çiçek...

DEVAMINI OKU

Kral Ölüyor, Ionesco ve Geçicilik

KRAL: Bensiz,bensiz. Bensiz gülecekler, yiyip içecekler, mezarımın üstünde dans edecekler… Beni hatırlasınlar, benim için ağlasınlar, öldüm diye ümitsizliğe kapılsınlar. Bütün tarih kitaplarında benden bahsetsinler, adımı ebediyen ansınlar. Herkes hayatımı ezbere öğrensin. Öğrenciler ve bilginler krallığımdan, kahramanlıklarımdan gayri bir şeyle meşgul olmasınlar… Uçaklara, gemilere, el arabalarına, otobüslere benim adım konulsun…Herkes için bir tek soyadı olsun: Be. Beranje… Ebediyen anılayım, şefaat benden...

DEVAMINI OKU

Eşik Dergi

“Yas fobisi ile dolu,  ölümü reddeden bir toplumda yaşıyoruz. Sonuç olarak yas ve ölüm, psikolog Carl Jung‘un gölge dediği şeye indirgenmiştir.  Gölge, hayatımızın tüm bastırılmış ve reddedilmiş yönlerinin deposudur. Yas ve  ölümü gölge taraftan çıkarmak bizim ruhsal sorumluluğumuz kutsal görevimiz,” diyor Francis Weller.  Eşik Dergi, “yası ve ölümü”, ışık alan, görünür bir yere taşımak için doğdu. O boş beyaz kâğıdın, nasıl büyülü...

DEVAMINI OKU

Virginia

Virginia Woolf’a (25/01/1882 – 28/03/1941) Kulağım radyoda Gökyüzüne uçuyor binlerce nota. Dolunaya doğru Dolunaya Düşüme geliyor Virginia Elinde yarısı içilmiş bir sigara İnce boynuna yapışmış ıslak saçlarla İmge dolu bir geceye gebeyim Ölüm tekmeliyor derimi Kulağım radyoda Aklımda boynuna yapışan saçları Taşıyor şiir yatağı Bir bebek doğuyor akça pakça Katrana yapışmış bir şiirim şimdi asfaltta. 

DEVAMINI OKU

Bekleme Salonu

Uyumaktan korkuyorum. Onun gözleriyse hep yumulu. Yüzü süt kadar beyaz… Küçük burnu, biçimli dudakları, kederden ve yalnızlıktan kaskatı kesilmiş. İçine attıkları yüzünde birikmiş yıllarca. Omuzları, elemlerinin ağırlığından öylesine çökmüş ki, sadece kollarını görebiliyorum. Kolları boynunun bittiği yere iğneyle tutturulmuş gibi.  Yıllarca susmuş. Anlatmayı beklemiş. Bedenimde ona yer açmamı rica ediyor. Bir kadın ilk kez benden böyle bir şey istiyor. Daha...

DEVAMINI OKU

Kara Film

Nalân, kırk beş yaşında yatağında ölü bulundu.  Azrail ona acıdı, büyük bir kazanda “filtre kahve” demledi. Peru çekirdeklerinden. Azrail’in yüzü, genç yaşta şöhreti yakalamış bir dizi oyuncusunu andırıyordu.  Nalân, “Böyle ölüme can kurban,” diye düşündü. Yaşarken az mı hayalini kurmuştu yakışıklı oyuncunun. Kahvesini içerken kendi cenazesini izlemeye karar verdi. Katran karası koltuğa oturdu, Tünel T.V.’yi açtı. Odayı havalandırmamıştı Fikret! Kasap...

DEVAMINI OKU