Yas Diktatörlüğü

,

| 18/11/2021

Yasın diktatörlüğü olur mu? Olur elbet. Anlatayım.

Toplumda yas tutmanın yazılı olmayan bir hiyerarşisi var. Bu hiyerarşiye göre en çok ve en az yas tutmayı hak eden deneyimlerin bir listesini yapmak mümkün. Eğer yasınız bir sevdiğinizin ölümünden kaynaklanıyorsa genellikle kendinize listenin üst sıralarından bir yer bulabileceğinizi, yani yasınızın toplum tarafından desteklenir bir yas olacağını düşünüyor olabilirsiniz ama bunun bile alt koşulları var. Ölen sevdiğiniz insan mı yoksa hayvan mı, hala karnınızda mı yoksa kucağınızda mı, yaşlı mı genç mi veya ‘’kötü’’ alışkanlıkları var mıydı ya da yok muydu gibi?

Bir kadın tanıyorum, hamileliğinin yedinci haftasında düşük yapmıştı. Bir aile tanıyorum köpekleri ölmüştü. Bir adam tanıyorum abisi fazla doz uyuşturucu kullanımından ölmüştü. Bir anne/baba tanıyorum kızları intihar etmişti.

Bunların hepsinde yasın sebebi ölüm. Ama yas sahipleri ne yazık ki etraflarından ihtiyaçları olan desteği (büyük olasılıkla) göremiyorlar, yaslarını paylaşamıyorlar, anlaşıldıklarını hissedemiyorlar.

Konun bir de ölümle ilgili olmayan yaslar kısmı var ki, buradaki yaslar listeye çoğunlukla dahil bile edilmiyorlar. Mesela iş kaybı, ilişki kaybı, göç & taşınma veya zor bir doğum deneyimi önemsiz ve yas tutmak için yetersiz olarak kabul edilebiliyor.

Çünkü o baskı düzenine dönüşen hiyerarşi fark ettirmeden yasları sınıflıyor. Kimin ne kadar yas tutabileceği ve destek alabileceği konusunda hayatlarımızı düzenliyor. Yas süreci zaten kendi başına kompleks bir yapıya sahipken mahrum bırakılan/bıraktırılan yas travmatize bir hale gelebiliyor. Bir de bunun üstüne toplumun yazılı olmayan kurallarına göre yaşamadığımızı hissetmek utanç, suçluluk ve yalnızlığa itebiliyor.

Eğer yasınızdan mahrum bırakıldığınızı düşünüyorsanız, lütfen önce kendi yasınızı kendiniz onaylayın. Hislerinize bakın. Yargılamadan onlarla birlikte olun. Yavaşlayın. Kendinize zaman verin.

Yazının devamını okumak için buraya tıklayın.

Fotoğraf:  Jakub Kriz


Anadolu topraklarının çeşitliliğini yansıtan bir ailenin üçüncü kızı olarak 1971 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Kendini hatırladığı andan itibaren kutsalın anlamı, insan olmanın bilgeliği ve yaşamın döngüleri üzerinde tefekkür ediyor. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu ve yas üzerine Psikolojik Danışmanlık okuyor. 2018 yılında aldığı ilk Ölüm Doulası (Ölüm Eşlikçiliği) eğitiminden itibaren ölüm ve yas konularıyla ilgili çalışıyor. Yas ve ölüm alanına hizmet ederken niyeti, kederi ortadan kaldırmadan karşıdaki kişinin duygusal gerçekliğinin ne olduğunu duymaya çalışmak. Bunu tarif edecek kelimelerle buluşmak için alana sembol, metafor, ağıt, dans, şiir veya hikayeler çağırmak, böylelikle acının içinden onu bizlere iletecek görüntüleri, kelimeleri veya hareketleri bulmak. Kişisel olarak, ölüm ve yasın ömür boyu çırağı olacağı gerçeğine ve yolumuza devam etme gücünü kendi yas dağarcığımızın söyledikleriyle bulacağımıza gönülden inanıyor.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)