Kim öper yas dolu öyküleri
Kim yakar hakkıyla bu ağıtları
Ah
Nasıl kıydınız çocuklara
Elleriniz kırılsın
Nasıl kestiniz köpekleri
Ruhlarınız ışık görmesin
Nasıl yaktınız ağaçları
Kara dumanlarda
Nefesiniz tükensin
Ah
Nasıl kıydınız kadınlara
Kulak verin çığlıklara
Gelecekler rüyanıza
Gırtlağınızda
Uzun saçları
Dolanacak boynunuza
Gelecekler
Uykunuzu boğacaklar
Son nefese kadar
Hesap soracaklar
Yazan:
1975 yılında İstanbul’da doğdum. 2020’den beri öykü atölyelerinde yazıyorum, derin okuma atölyelerinde nitelikli okur olmaya çalışıyorum. Edebiyat dergilerinde öykülerim, şiirlerim yayımlanıyor. (Varlık Dergisi, Ot Dergi, Tabure, İshak Edebiyat, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Oggito)
“Bana Benzeme Sakın” isimli öyküm, 2025 Çukurova Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Kül” isimli öyküm, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Çocukluk Çıkmazı” isimli öyküm, 2024 Asonans Dergi Podcast Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Akide Şekeri” isimli öyküm, 2024 Ayşe Şengöz Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü.
“Nalân Roman” isimli öyküm, Oğuz Atay Öykü Ödülleri (2024) sonucunda hazırlanan seçkide yer almaya değer görüldü.
“Mavi Saz” isimli öyküm, 3. Eskişehir Kral Midas Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü.
“Havada Sümbül Kokusu” isimli öyküm, Luna Yayınları Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü.
“Kurumuş Çiçekler” isimli öyküm, 8. Cumba Edebiyat Yarışması’nda dördüncülüğe layık görüldü.
İlginizi Çekecek Diğer Yazılar
“Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı, dolaşık.” Rüyamda yılanlar göründü önce. Gözleri sapsarı. Dilleri dikenli. Kanlı gözyaşlarım köpürmeye başladı organlarımda. Sarsıldım. Titredim dakikalarca. Beyaz, sonu gelmeyen sıkı bir kumaş… Beni sardıkça sardı. Bedenim süt rengi yapışkan bir elbiseydi artık....
DEVAMINI OKU
Hayatının en kötü gününün hangisi olduğu sorulacak olsa, hiç tereddütsüz, 2004 yılının Kasım ayının insana mevsimleri şaşırtan, kandırıp hasta eden o yalancı bahar günlerinden biri olduğunu söylerdi Zeynep. Muayene boyunca, göbeğinin üzerinde soğuk ultrason aletini gezdiren, gözünü ekrandan ayırmayan ve...
DEVAMINI OKU
Sevdiği birini kaybettiğinde, sadece kaybının mı yasını tutar insan? Yoksa, kaybıyla birlikte yitip giden gelecek hayallerinin de mi? Yas, sevilen birinin ölümünün ardından içsel bir deprem yaşayarak benliğinin alt üst olması değil mi? Akışını kontrol edemediğimiz bir hayatın içinde kalmıyor...
DEVAMINI OKU
İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)
“Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı, dolaşık.” Rüyamda yılanlar göründü önce. Gözleri sapsarı. Dilleri dikenli. Kanlı gözyaşlarım köpürmeye başladı organlarımda. Sarsıldım. Titredim dakikalarca. Beyaz, sonu gelmeyen sıkı bir kumaş… Beni sardıkça sardı. Bedenim süt rengi yapışkan bir elbiseydi artık....
DEVAMINI OKU
Hayatının en kötü gününün hangisi olduğu sorulacak olsa, hiç tereddütsüz, 2004 yılının Kasım ayının insana mevsimleri şaşırtan, kandırıp hasta eden o yalancı bahar günlerinden biri olduğunu söylerdi Zeynep. Muayene boyunca, göbeğinin üzerinde soğuk ultrason aletini gezdiren, gözünü ekrandan ayırmayan ve...
DEVAMINI OKU
Sevdiği birini kaybettiğinde, sadece kaybının mı yasını tutar insan? Yoksa, kaybıyla birlikte yitip giden gelecek hayallerinin de mi? Yas, sevilen birinin ölümünün ardından içsel bir deprem yaşayarak benliğinin alt üst olması değil mi? Akışını kontrol edemediğimiz bir hayatın içinde kalmıyor...
DEVAMINI OKU