Yasın Öğrettikleri

, ,

| 03/06/2025

Kırk bir yıl olmuş babam gideli… O zamanlar on beş yaşındaydım. İlk kez o zaman gerçekten hissettim ölümün ne demek olduğunu, kalbe nasıl saplandığını. Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım. Bu süreçte nice sevdiklerimi uğurladım. Her kayıpla birlikte, yasın farklı yüzlerini gördüm. Bilmediğim yönlerini öğrendim, kimi zaman susarak, kimi zaman içimden ağlayarak.

Her sevdiğim birini kaybettiğimde, “ölüm” diyemedim. Veda belki, hasret, gurbet… Ama ölüm kelimesi hep dilimin ucunda düğümlendi. Yazması bile zor; dile getirmesi daha da zor.

Giden gidiyor… deniyor ya hani, evet, gidiyor. Ama kalan için zor olan hep aynı: Ayrılık, özlem, yarım kalan cümleler, yanlış yaşananlar, içimizde büyüyen keşkeler. En zoru da ansızın ve keskin bir şekilde kopmak.

Beni ben yapan, bugüne getiren yaşadığım acılar, kayıplar, zorluklar oldu. Zamanla fark ettim ki; “ben” oldukça, kendimi sevmeyi öğrendim. Kendimi tanıdıkça, ona güvenmeyi de…

Hayat bana büyük sınavlar getirmedi belki, şükür. Ama bana göre çok zor gelen, içimi dağlayan her şeyin sonunda bir dönüşüm yaşadım. Kimi zaman sessizce, kimi zaman gözyaşlarıyla…

Kişiliğimizi aslında acı şekillendiriyor. Hepimiz, içimizde açılmayı bekleyen bir tohumla geliyoruz bu hayata. O tohum, ancak acının sarsıntısıyla çatlıyor. Ve biz, acının içinden geçerek çiçek açıyoruz. Büyüyoruz, olgunlaşıyoruz.

Çünkü… acı olmadan derinleşemiyoruz.

Bir süre sonra insan, içindeki acıyı gizlemeye başlıyor. İçinden gülmek gelmese bile, yüzüne bir gülümseme takınıyor. Sırf insanlar “hadi artık” demesin diye… Toplumun bize dayattığı gibi: Yas bir noktada bitmeli, hayat kaldığı yerden devam etmeliymiş gibi davranılıyor.

Ama artık biliyorum ki; acı ne zaman hafifler, kimse bilemez. Herkesin yas süreci kendine özeldir. Yakınlarını kaybeden herkese gönülden söylüyorum: Acınızı nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayın. Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsiniz. Güçlü görünmek zorunda da…

Ve… baş sağlığı dilemek, gerçekten sandığımızdan daha kıymetliymiş. Her “Başınız sağ olsun” sözü, insanın içinde minik bir iyileşme başlatıyor. Ufak ufak da olsa sağaltıyor.

O geçmeyecek denilen yara… etrafında paylaşanlar oldukça, taşınabilir hâle geliyor.

Yas tutanlara sadece sabır dilemiyorum. Aynı zamanda güç aktarabilmeyi diliyorum. İçimdeki direnci, yürümeye devam eden ayaklarımın gücünü, elimden geldiğince onlara ulaştırabilmeyi istiyorum.

Allah, geride kalanlara gani gani sabır versin. Gidenler… eminim rahmette.

Görsel linki: https://growingfaith.com.au/articles/our-father-on-fathers-day


Kim olduğumuzu biliyor muyuz? Kanımca bilmiyoruz. Kimliklerimiz bu yüzden çok önemli. Ben bir eşim, babayım, yöneticiyim (İşletmekten anlarım biraz... MBA' da sığdırmıştım bir ara eğitimlerimin arasına), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik bölümü mezunu ve 30 yıl bu ülke için fazla romantik kalan böyle bir meslekten rızkını kazanmış biriyim. Çok mu önemli bu kimlikler? Değil. O kadar kendimizden habersiziz ki o kimlikler elimizden alınırsa biz de olmayız sanıyoruz. İnsan oyuncaklarını ne kadar çok önemsiyor, yolun sonunda onlara dönüşmek ve kendini kaybetmek olsa bile... Ben kimim biliyor musun? Hayır bilmiyorum. Peki ya sen? Bildiğim tek bir gerçek var. Burası mucizelerle dolu ve yaşamayan inanamıyor. Ben de uzun müddet inanmadım. Ancak ne mutlu ki görmeyi becerdim. Yaşamak, hayatta kalmaktan çok farklı. Hayatta kalmak ise büyük güç. Bir de o gücü alıp, keyfe, huzura, sevgiye, coşkuya döktüğünüzü düşünün! İşte yaşamak o tarz bir deneyim. Aşkla yapılabiliyor. Aşkla ve tutkuyla yaşanabiliyor. Ne kadar söylesem az, ne kadar sussam tesirsiz! Şükredebiliyorum. 1969 yılında doğduğum ve bir doğuma vesile olduğum için. Sevdiğim, sevildiğim için. Güvendiğim ve güvenildiğim için. Dilerim yaşadıklarımı yaşatacak fırsatım olur çünkü benim minnetten, sevgiden ve dostluktan yana çok tecrübem oldu. İyi ki doğmuşum ve gelmişim. Yapımda ve yayında emeği geçen babam Tuzsuz Deli Bekir'e ve annem Kadriye'ye çok teşekkür ederim! Epiktotes'in dediği gibi "“Saati gelince öleceğim, ama kendisine verileni geri veren bir adam gibi öleceğim.” Dilerim ki hep birlikte geçirilecek zamanımız olsun ve o zamanın değerini kutsayacak sağlık ve özgürlüğümüz! Gerisi bir dalganın köpüğü, bir kuşun kanadı!

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)