İçinde bulunduğumuz devre üstünü kara bir perdeyle örtmeseydi, “ölüm ve yas” bir festival başlığının merkezinde kolaylıkla yadırganabilirdi. Bu iki kavramı normalleştirme, yeniden görünür hale gelmelerine yardımcı olma niyeti; Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun bir parçası yaptı beni. Yıllardır yerini bilmediğim bir eve dönme arzusuyla doluyum. Yatacak bir yatağa sahip olmak, öksüz ve evsiz hissetmenin önüne geçmiyor. Belki de üç kez ölümden dönüşün etkisiyle, kendimi bildiğim günden beri ölümü konuşmak bir ihtiyaç oldu benim için. Bu deneyimlerimi paylaşabilecek bir topluluktan yoksundum. Belki de ilk güçlü yasım kimsenin konuşmak istemediği “ölümü” konuşacak hiç kimsem olmayışıydı. Evsiz ve köksüz hissetmenin başlangıcıydı bu.
Kederlerim, çektiğim acılar şeklindeydi yas algım. “Yas nedir, nasıl yas tutulur,” çok uzak olduğum düşüncelerdi ve acılarımı paylaşabileceğim çok az arkadaşa sahiptim. Büyük bir yalnızlık dalgası, varlığımı yutar gibi olduğunda, varoluşuma ve bulunduğum “yere” dair sorgulamalarım da başlamış oldu. Bulunduğum yer boşluktu. Bomboştu çünkü, içine kimsenin girmek istemediği bir kuyuydu.
Üç yıl öncesine kadar o kuyuda tek başına acı çektim. (Tek tesellim ölüm ve yasla ilgili öyküler yazıyor oluşum. Bu öykülerden bazılarına platformun online dergisi Eşik’ten ulaşabilirsiniz.)
Berna Köker ve Filiz Telek, Yas ve Ölüm Bilgeliği alanını ilk açtığında, “Nihayet” demiştim. Nihayet ölüm görünür olmaya başladı. Şükran duyguları içinde dinlemiştim o ilk canlı yayını. Ölüm ve Yas Bilgeliği Platformu benim için sembolik bir ev haline geldiyse, tohumu, dinlediğim o ilk canlı yayındır.
Üç yıldır evsiz ve öksüz hissetmiyorum. Öyle hissettiğimde yasımı dinleyecek onlarca güzel insan var etrafımda. Ölümümden sonra olmasını istediğim şeyleri konuşmak, eğer öyle gelişirse son nefesimi verirken elimi şefkatle tutabilecek birkaç insanın yanımda olması konuları da hep çok önemli oldu benim için. Geçen cumartesi sevgili Berna’nın imza günü için toplandığımızda Gamze Çaparlar’la bunu konuşmak öyle güzeldi ki. Birbirimizin ölümüne eşlik etme konusunun bir tabu olmaktan çıkıp, normalleşmesi bana çok iyi geldi. Sevgili Berna’dan aldığımız “Ölüm Doulalığı Eğitimleri” de bu konuda yüksek bir bilinç oluşturmamıza büyük katkıda bulundu.
İşte bu sene üçüncüsü gerçekleşecek Yas ve Ölüm Festivali, benim için bu sebeplerle çok kıymetli. Uzak kalmaya çalıştığımız bu iki kavramla temas etmek için büyük bir fırsat. Geçen sene Stephen Jenkinson ve Francis Weller’ın katıldığı oturumları youtube üzerinden defalarca izledim. (Katılamadığınız birçok oturumu youtube üzerinden istediğiniz zaman izleyebilirsiniz.)
Güçlü bir ölüm korkusunun temelinde güçlü bir kaçma ve karartma arzusu yatıyor belki de. Eğer ölüm ve yas kavramlarına biraz daha aşina olmanın iyi geleceğini düşünürseniz, tamamı ücretsiz olan festival programına göz atabilirsiniz.
Bu yılın festival programını aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.












