“Yarım kalan aşklar, insanın ruhunu fare gibi kemirir,” derdi Gece Teyze’m. On altı yaşında âşık olmuş Yunus’a. Yunus çok çapkınmış. Yakışıklı bir adam değilmiş ama ailesi Karun kadar zenginmiş bu ...Devamını Oku
Apartmanların önlerine konan, yeni ölmüş insanlara ait, ona yetim kalan çocukları anımsatansahipsiz kalmış ayakkabılar hep hüzünlendirirdi Gonca’yı. Ne zaman böyle bir çift ayakkabıgörse merak ederdi ölenin nasıl biri olduğunu, arkasında ...Devamını Oku
Mayıs ayının on sekiziydi. Meltem rüzgarlarının yüzümü okşadığı bu bahar gününde, Mercan Sokağı’nın kırmızı eğri tabelasını sağımda bırakarak yürümeye başladım. Başım önde, Arnavut kaldırımlarının çizgilerine basmaya gayret ederek yürürken, bu ...Devamını Oku
Çocukluğumun geçtiği evin en büyük salonunda saat başı öten guguklu saatin içinden çıkan kuşu hep dört gözle beklerdik kardeşimle. Gu-guk gu-guk diye kapağını yarıp saatin sayısı kadar öttüğünde, gözlerimizi yukarı ...Devamını Oku