İnsanlar doğarlar, makul bir ömür içerisinde belli bir süre yaşadıktan sonra burayı bırakıp giderler…
Bir insan kaç kapıdan geçer? Kaç kez doğar, kaç kez ölür? Her doğum bir ölüm ise her ölüm bir doğum mudur? Babamı ani kaybedişimin üzerinden geçen bir senede hep bu soruların cevaplarını aradım. Ben de herkes gibi bir cevap aradım, bir işaret bekledim. Neden bu ani terk ediş? Nereye gideceğini biliyor muydu? Ya da en acısı gitmek onun tercih ettiği bir şey miydi? Cevaplarını arayıp bulamadığım soruların cevaplarını zaman geçtikçe kendim vermeye başladım.
Babam ben yedi yaşında ufak bir kız çocuğuyken bir yaz gecesi beni gökyüzüne bakmam konusunda uyardı. Gökyüzünde bize bakan en parlak yıldızın kendi babası olduğunu söyledi ve bir gün benden çok uzağa gideceğini ve onu ne zaman özlersem kalkıp gökyüzüne bakmam gerektiğini söyledi. Oradaki en parlak yıldızın kendisinin olacağına dair bana söz verdi. Öyle ya babam gittikten sonra ben uzun bir süre gökyüzünde tek bir yıldız bile görmedim. Üzüntüden olsa gerek gözlerim göremedi herhalde diye avuttum kendimi, bazen babama kızdım verdiğin sözü neden tutmuyorsun, neredesin diye. Allah’a yalvardım tek bir işaret istedim sadece tek bir yıldız görmek istedim en parlağından bana bakan tek bir yıldız ama görmedim! Oysa hiç düşünmedim babam tek başına bir yolda yürüyor…
Bir gün kalp sancılarımla otururken cevaplar vermeye başladım sorularıma ama sorularla… Ben burada babamın evinde ailem ile beraberken ve bir şekilde babamın yokluğuna birlikte üzülüyorken babam tekti! Tek ise ne yapacağını biliyor muydu? Korkmuş olabilir mi? Ya da en önemlisi kendisine ne olduğunun farkında mı? Babam çok büyük bir olayı tek başına deneyimliyorken benim yaptığım da ne? İşte her şey tam olarak böyle başladı…
Ölüm hep vardı ve herkesin sadece kendisinin deneyimleyeceği bir olguydu. Peki ölen kişi bunu tek başına deneyimliyorsa geride kalanlar için ölüm neydi?
ZORLUKTU! Biz kalan ve nefes alanlar içinde. Geçiyor mu? Benim geçmedi tahmin ediyorum ki hiç geçmeyecek. Şimdi babamsız geçen bir senenin sonunda değişen bir kız çocuğuyum. Otuz yaşıma babamsız gireceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Babam bana hayatının benden önce ve benden sonrası hakkında değişen kişiliğinden bahsederdi. Şimdi buradan ben de ona söylemek istiyorum ki; senden sonra ben hiç iyi olmadım baba! Hiç tahmin etmeyeceğimiz bir şey oldu, ben güçsüz kaldım ama sonra bir şey daha oldu gökyüzüne baktım ordaydın. Sadece ikimizin anlayacağı bir dilde benimle konuştun ve ben değişiyorum baba! Dövmelere çok kızardın senden sonra bir dövmem daha oldu sana ithafen, ‘Until We Meet Again !’
Biliyorum bir gün ben de tek başıma bir yola çıkacağım ve o yol bizi tekrardan buluşturacak ve o zamana kadar ben senin kızın olmaktan, seni aramaktan asla vazgeçmeyeceğim.













