Yas ve ölüme ilişkin köşe yazıları, denemeler, blog yazıları, kişisel deneyimler

DENEME Kategorisindeki Tüm Yazılar

Yasın Öğrettikleri

Kırk bir yıl olmuş babam gideli… O zamanlar on beş yaşındaydım. İlk kez o zaman gerçekten hissettim ölümün ne demek olduğunu, kalbe nasıl saplandığını. Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım. Bu süreçte nice sevdiklerimi uğurladım. Her kayıpla birlikte, yasın farklı yüzlerini gördüm. Bilmediğim yönlerini öğrendim, kimi zaman susarak, kimi zaman içimden ağlayarak. Her sevdiğim birini kaybettiğimde, “ölüm” diyemedim. Veda belki, hasret, gurbet…...

DEVAMINI OKU

Yasın Sessiz Altıncı Evresi: Anlam

Hayat bazen bütün sözcükleri unutturur. Bir sesin artık duyulmadığı, bir kapının asla açılmayacağı o an… İçimizde kalan, boşluk değil, derin bir yankıdır. Yas da tam burada başlar: o yankının peşine düşmekle. Kaybın ardından yalnızca acı değil, anlam da kalır bize. Peki o anlam, tam olarak nedir? İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross 1969’da yayımlanan “Ölüm ve Ölmek Üzerine” adlı kitabında, hastalara ölüm teşhisi konduğunda hangi...

DEVAMINI OKU

Yazarken Nasıl Ölünür

İyi bir okur olma çabasını kıymetli buluyorum. Yazan biri için ilk koşul nitelikli edebiyatla beslenmek. Neden mi? Örnek verip anlatmak istiyorum. Yazan biri olarak çağdaşlarımın kitaplarını merak ediyorum. Öykücüleri elimden geldiği kadar takip ediyorum. Basılmaya değer görülmüş eserleri satın almadan önce yaptığım şey ilk beş sayfayı okumak. İyi bir okur olduğunu düşündüğüm öykücülere çekiliyorum doğal olarak. Bir yazarın kurduğu cümlelerin derinliğini, yapısını, üslubunu belirgin hale getiren okuduğu kitaplar değilse nedir?

DEVAMINI OKU

Yaşamak İçin Bir Dut Yeter mi? – Kirazın Tadı Üzerine

Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun Instagram hikâyesinde paylaşılan dizi, film ve belgesel önerileri arasında gezinirken, Abbas Kiarostami’nin Altın Palmiyeli başyapıtı Kirazın Tadı (Ta’m e Guilass) aklıma geldi. Bu film, yaşam, ölüm ve varoluş üzerine sinema tarihinin zarif ve derinlikli anlatılarından biridir. Sessiz, yalın ama çok şey söyleyen bir dille, insanın en temel sorularını perdeye taşır. Film, intiharı düşünen bir adamın, -kendisini gömecek...

DEVAMINI OKU

Ömer Emi

Bülent Abi der ki; abartma ölümü arada çık gel… Sonra da ekler içimizden gelen bir şeyi yazıyorsak, içimizden gidenlere çare bulamıyoruz demektir. Sen giderken içimden gitmedin belki ama içimi de aldın gittin. Yaram o kadar yüzeyin derininde ki beni o cam kenarında bekle de gelip derdimi dökeyim. Sana dair neleri özledim bir bilsen utanıp ağlardın, zaten kusura bakma da ağlamaya...

DEVAMINI OKU

Özgürlüğü bilir misin?

Mustafa, bir çocuk. Ömrü bir çırpıda geçivermiş, yaşı seksene dayanmış, milyarlarca insandan biri. Öncesi yok, sonrası belli değil. Yetmişine kadar etrafa korku salmış, dediğim dedik, asabi, huysuz, çekilmez bir küçük adam. Yetmişi geçer geçmez, hadi bana eyvallah dercesine alıyor aklını başını yatıyor yatağına. Artık iç dinamikleri ne derse onu yapıyor, yönetmiyor bedenini, beden ne derse o oluyor. Bugün yatacağım, bugün...

DEVAMINI OKU

Muteber Kalan Hikâyeler

Bir kitapta yazar, 150 sayfa boyunca uzun uzun betimlediği karakteri aniden; “Bir salı günü öldüğünde yağmur başladı.” diyerek öldürür. Hayatın kendisi gibi. Ne kadar uzun yaşamış olursan ol, hikâyen aniden bitecek. Dedem öldüğünde aklıma gelen bir anekdottur bu. Böyle bazı insanlar vardır ya hani, varlığı biri bin eder. Yaşlı bir adamdı benim dedem; ruhu genç yaşlılardan… Bin ederdi her birimizi,...

DEVAMINI OKU

Geleceğin Yası

Sevdiği birini kaybettiğinde, sadece kaybının mı yasını tutar insan? Yoksa, kaybıyla birlikte yitip giden gelecek hayallerinin de mi? Yas, sevilen birinin ölümünün ardından içsel bir deprem yaşayarak benliğinin alt üst olması değil mi? Akışını kontrol edemediğimiz bir hayatın içinde kalmıyor muyuz sevdiğimizi uğurladıktan sonra? O halde, onsuz, içinde bulunduğumuz hayatımızın da yasını tutmaz mıyız?  Kişisel yasımın bu evresinde gelecekle mücadele...

DEVAMINI OKU

Ben Ölmeden Önce…

TED konuşmalarını dinlemeyi severim. Karşıma Candy Chang’in etkileyici bir konuşması çıktı. Katılımcı toplum sanatı konusunda çalışan bir kadın sanatçı olan Chang, 2009 yılında çok sevdiği birini aniden kaybediyor. Sonrasında ölüm hakkında çok düşündüğü ve uzun süren bir yas ve depresyon süreci başlıyor. Bu derin acı, onda bir dönüşümü tetikliyor. Hayatın kısa ve kırılgan olduğunu fark ediyor ve bunu insanlarla paylaşmanın,...

DEVAMINI OKU

Eşlik Etmenin Sessiz Yükü

Bazı anlar vardır, zamanın akışı durur, saatler ilerler ama anlamını yitirir, gün değişir ama fark edilmez. Sen bir odanın içinde sessizce oturursun, bir nefes kadar yakınsındır ama belki de kilometrelerce uzaktasındır. Oradasındır ama aynı zamanda değilsindir. Eşlik etmek bazen hiçbir şey yapmamaktır. Konuşmamak, açıklamamak, çözüm üretmemektir. Sadece orada olmaktır. Bazen bir odada oturursun, sessiz, hareketsiz. Karşındaki kişi konuşmaz, sen de...

DEVAMINI OKU