Eşik e-dergi’nin tüm yazıları

EŞİK Kategorisindeki Tüm Yazılar

Yaşamak ve Ölmek Arasında Bir Kahve Molası

Geçenlerde, sık gittiğim bir kahvecide köşedeki masama oturmuş, kahvemi yudumluyordum. Derken karşıma genç bir adam geldi, sessizce oturdu. Hani bazı insanlar mekana girer girmez bir şeyleriyle dikkat çeker ya onun da dikkat çeken yanı, iki kolundaki dövmelerdi. Latince yazılmış iki kısa cümle. Biri “Memento Mori”, diğeri “Memento Vivere.” Böyle şeyler genelde göz ucuyla fark edilir, geçilir. Ama bu dövmeler sıradan...

DEVAMINI OKU

Vedasızlık

Bir kadın ne zaman anne olur? Evladının varlığını öğrendiğinde mi, onu ilk kez kucağınaaldığı anda mı? Yoksa annelik, çocuğunun büyüme yolculuğuna eşlik ederken anneliğini degeliştirerek oluşturduğun bir şey midir? İren’ in dünyaya geliş ve gidiş yolculuğu, kayıtlara göre, 12 yıl 2 ay 1 gün 2 saat 44 dakikasürdü. (Hastanelerde, reanimasyon işlemi sonlandırıldığında ölüm saati kayıt altınaalınıyormuş. Doğarken dünyaya geldiğimiz anı...

DEVAMINI OKU

OİDİPUS YOLLARDA

“Baba, beni çağırıyorsun sen. İçinden durmadan beni çağırıyorsun.” Belçikalı yazar Henry Bauchau’nun “Oidipus Yollarda” isimli eserini bitirdim az önce. Bilmeden annesiyle evlenen, sonunda gözlerini kör ederek ve krallığından kovularak bedel ödeyen Oidipus’un attığı her adımı hissettim. Bir dilenci gibi davransa da tahta yaraşır gücünü hep hissettirdi Tanrı anlatıcı. Romanın bir yeniden yazım olması, gücünü mitolojiden alması onu daha da ağırlaştırdı...

DEVAMINI OKU

Yasın İçinde

Durgun suda kulaç atmak kolaydır, dalgalar nefes alışverişini zorlaştırır. Yüzmeye giden biri şayet aşırı dalgalıysa deniz, tereddüt eder, suya girmekten vazgeçebilir.  İç denizin dalgalandığında ne yapıyorsun?  Genellikle mayonu çıkarıp , yüzmekten vazgeçiyorsun. Eve dönüp bir güzel uyuyorsun.  Yasına  yorganı çekince ne oluyor? Acı uyuşuyor belki ama bir yere gitmiyor.  İçinden geçerken sağ çıkılamayan acılar vardır. Parçalanırız, kalbimiz kırılır. Kayıplarımız küçük...

DEVAMINI OKU

Ölümün Sessizliğinde Hayatın Yankısı:José Saramago ile Bir Varsayımın Peşinde

“Kimse ölmese ne olurdu?” Bu soru, kulağa neredeyse masalsı bir temenni gibi gelebilir ama ya bu dilek gerçekleşseydi? Ölümün olmadığı bir hayat nasıl olurdu? Ya ölüm, bir sabah ortadan kaybolsaydı ve insanlar yaşamaya devam etseydi — ama gerçekten, hiç durmaksızın? Ölüm temalı sevdiğim kitaplar arasında, José Saramago’nun kendine has üslubuyla kaleme aldığı Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş tam da bu...

DEVAMINI OKU

Bazı Sonralar Hiç Gelmez

Bazı sahneler filmden değildir, hayattan alınmıştır. O sahneleri izlerken insan gözünü kırpmadan bakar, çünkü orada bir yere dokunur. Hatırlatır. Sızlatır. Belki geçmiş bir cümleyi. Belki hiç kurulmamış bir ihtimali. “Perfect Days” filminde böyle bir sahne var. Japonya’da tuvalet temizleyerek yaşayan Hirayama, düzenli, sessiz ve tekdüze bir hayata sahiptir. Her gününü aynı saatte uyanarak, aynı kahveyi içerek, aynı ağacın aynı tarafından...

DEVAMINI OKU

Özür Dilerim

Her zaman suçluluk hissederdi. Herkesten yok yere özür diler, başkasının hatalarını sahiplenir, ezildikçe ezilir, küçüldükçe küçülürdü. Yağmurlu havalarda ağlar, sevinirdi güneş çıkınca. Yaprak, adı gibi yeşil gözlere sahipti. Fırtınadan ölesiye korkar, kulaklarını tıkardı. Ortalık durulunca da özür dilerdi büyük güçten. Korkardı sonsuzluktan. Aklı ermezdi O’nun işlerine.  Yaprak, elindeki iğne oyasını seyretti. Aklının söküklerini annesine borçluydu. Onu bebekken terk eden Kader,...

DEVAMINI OKU

KRİZANTEM SOKAĞI

Aşınmış Arnavut kaldırım taşlarının aralarındaki boşluklara, uzun sivri topuklarımı denk getirmemeye  çalışarak yürüyorum tarih kokan bu sokakta. Yürürken, siyah beyaz bir filmi renklendirmeye gayret edercesine hafızamın dehlizlerine giriyorum, sorgusuzca. Aniden. Bir anda karabasan misali çökmüş olan karanlık dağılıveriyor. Oldukça derinden gelen ama şiddetini giderek yükselten, o tanıdık müziğin sesi kulağıma dolmaya başlıyor. Topuk seslerimi müziğin ritmine uydurarak yürümeye gayret ediyorum....

DEVAMINI OKU

Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar

“Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar” 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görülmüştür. “Yas bir daha sevmemiz için bize meydan okur.” Terry Tempest Williams Martıların sesi mi duyduğum? Yoksa kalbimden mi yükseliyor bu çığlıklar? Çok severdi kuşları. Kediyi, köpeği, çiçeği okşardı. Sarılırdı ağaçlara. Kelebeklerin peşinden koşardı. Oğlum! Sırma saçlım. Sırma saçlı yavrusu beliriyor söğüdün altında. Bir martı süzülüyor havada. Çığlık...

DEVAMINI OKU