Saçmalamak istiyorum. Buna ne kadar ihtiyacım olduğunu bilemezsin. Her
şeyi doğru yapmaya çalışmaktan bıktım. Noktalama işaretlerinin yakama
yapışmasından usandım. Bu şehirde “ne” yerli yerinde, söylesene bana.
Parkların yerinde alışveriş merkezleri, ağaçların yerinde plazalar,
mezarların üstünde gökdelenler var. Neden her şeyi doğru yapmam
gerekiyor?
Misafirlerim için masaya buruşuk örtü serme hakkımı geri istiyorum.
Yatağımı bir gün toplamasam ne olur? Evi süpürmesem, yemek yapmasam,
ütüler sepette birikse ne olur? Dünyanın sonu gelmiyor biliyorum ama ben
her an sona erebilirim. Yıldırım Abi bile öldükten sonra. O dağ gibi
adam ölmüş düşünebiliyor musun? Bedenine o kadar iyi davranan birinin,
kalp krizinden gitmesini kendime anlatamıyorum. Aynı gün gerçekleşen
doğumlara, düğünlere ve ölümlere bakarsan, dünya bildiği gibi
dönüyor.
Saçmalamak istiyorum anlıyor musun? Köpeğimle dertleşebilirim, onun
beni anladığına eminim. Sigara içmeyi beceremediğim doğru, çoğunlukla
duman israfı… Ne fark eder? İçmeden söndürebilirim. Yemek pişirmeden
yaşanmaz mı sanıyorsun? Bana kalırsa; dostlarına sataşmadan, iki lafın
belini kırmadan yaşanmış güne hakkını vermemişsin.
Hayat senin hakkından gelmiş hep.
Bir kere de sen hakkından gel hayatın.
Topu ters köşeye at da gol olsun.
Kime neyi ispat etmeye çalışıyorsun?
Kariyerinde en yüksek noktaya ulaştın belki, şöhretin de var.
Peki, insanlığın ne durumda? Bankadaki paranı unut. Güvencelerini çöpe
at. Bana en büyük düşünden söz et ne olur. “Paranın satın alamadığı düşler
bölgesinde” yaşayanlar, birbirini tanır.
Bir düşüm var benim.
Her gece yatağa onunla giriyorum. Fiyat biçmedim ama ömrümü ayaklarına
serdim. Ömrünü ayaklarına serdiğin bir düşün varsa eğer seni dinlerim.
Dert ortağın olurum. Platonik aşkların, başarısızlıkların, kayıpların; neyi
elinde tutamadıysan başım üstüne. İnsanı insan yapan dertlerin var ya,
Tanrı’nın seninle ilgilendiğinin mühürlü kayıtları; ben onlarla yakaladım
bilgelik trenini. Bilge olamadım ama yolcu oldum. Yolcu olmak bakmayı
öğretiyor insana. Gökyüzüne, dağlara, denizlere, ormanlara; en büyük
zenginliğimize. Hiçbiri bana ait değil ama hepsi “benim”.
Bak, birer birer ölüyor komşuların. Bugün var yarın yoksun.
Ne bırakmak istersin dünyaya bilmiyorum. Ben düşlerimin peşindeyim
sonuna kadar. Gerçekleşinceye kadar çalışacağım. Ömrüm yettiği kadar
yazacağım. Başkalarının da yazması için uğraşacağım çünkü bu benim tutkum!
Sen yazmadıkça, senin yerine yazarlar.
Sen konuşmadıkça, senin yerine konuşurlar.
Sen yapmadıkça, senin yerine yaparlar.
İzin verme buna! Düşle!
Hayal kurmaktan asla vazgeçme!
(Yıldırım Abi, yolun açık olsun… Bu yazı senin için…)













