Ölü bedenimi yıkadım bugün.
Cansız ayaklarımı güllü sularla ovdum,
soğumuş karnımı sıcak köpüklerle yuğdum.
Artık uçları kırılmayacak saçlarımı
öpe koklaya taradım.
Gözüme hiç sabun kaçırmadım.
Canımı hiç acıtmadım.
Bir ölü, yıkanırken ne kadar sessizse o kadar sessizdim.
Bir ölü yıkanırken ne hissederse bugün hissettim.
Beni seven ellerimin döktüğu su,
başımdan süzülürken, ağladım,
sessiz bir ağıt yaktım.
Yaşam ayakta tutmaktır ölümlüyü, demiş biri.
Ölüm, yaşamda olmayandır.
Ama ben ordaydım.
Hem ölüydüm hem diri.
Böylece en çok korktuğum şeyi,
kendi ölümümü yaşadım.
Bugün iki kardeştik suyun altında.
Ölümüm ben ve ben yaşamım.
İlginizi Çekecek Diğer Yazılar
GEL-GİT’LERİMİ GÖMERKEN GÖMDÜM GÖZLERİNİ
Ay bir yüzü aydınlık bir yüzü karasında gecenin “her şeye varım” diyor yakamozlar Ay’ın şavkı vurduğunda kaçışırlarken kıyısından toplarken gülüşlerini uzanıyorum usanıyorum uslanıyorum gel-git çekiminde kum çiçekleri kum çökmesi sağarken geceyi zerk ederken zehrini deniz kabukları uyanıyor avuçlarımdan sızıp kıvrımlarında...
DEVAMINI OKU
ANLIK
“Ölümü nasıl karşılamalıyım?” sorusu dikkatimi çekti bir metnin içinde. Metinde ona yakın soru vardı. İlk önce özellikle bu soruyu görmezden gelmek istedim. İç sesim susmadı tabii. Nasıl yani dedim içimden! Misafir mi bu, karşılayalım o zaman! Aldım elime kalemi yazmaya...
DEVAMINI OKU
Ölüm Yaşamın Mührü
Büyük bir şükran duygusu ve tefekkür ile, Bodrum’da her sabah erkenden kalkıp, denizin içinde güneşin doğuşunu izledim. Karanlık şafaktan yavaş yavaş doğuşunu, daha sonra tan yerinin ağarmasını, ardından tepenin arkasından önce yarısı sonra tamamının belirmesini. Bir keresinde yüzerken, Ferda durup...
DEVAMINI OKU










