Eşik nedir?
Sözlük karşılığı nedir eşiğin? Kapı boşluğunun alt tarafına gelen kısım ve burayı soğuktan, dış etkilerden korumak için kapı eni uzunluğunda yerleştirilen taş veya tahtadan, yüksekliği çok az çıkıntıdır. Sövedir. Sövenin de çok eski anlamı, kapı ayağının deliğidir.
Bilimde karşılığı nedir eşiğin? Bir tepkinin ortaya çıkmasında etkili olan fizyolojik ya da psikolojik noktadır. Coğrafyada birbirine komşu çukurları ayıran düzlük, müzikte telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprüdür.
Divan Edebiyatında karşılığı nedir eşiğin? Sevgilinin oturduğu yerdir. Diğer adı âsitânedir.
Tasavvufta karşılığı nedir eşiğin? Zahirden bâtına, mecazdan hakikate geçilmesini sağlayan yerdir. Mürşidin kapısıdır. Hatta aynı manadaki Âsitâne kavramı da İstanbul için kullanılır ki hem tahtın sahibinin yeri olduğundan hem Doğu ile Batı arasında köprü konumunda bulunduğundan olmalıdır. Yine İslam kültüründe “Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır” hadisinden hareketle eşik, Hz. Ali‟yi temsil etmekte ve yola girişin bir sembolü görülmektedir. Alevilik-Bektaşîlikte de eşik kutsaldır; Hakk’a ulaştıran kapıdır.
Anadolu’da eşik, çok eskiden beri, bir giriş ve geçiş yeri anlamında önemli yer tutar. Günlük ritüellerde de sağ ayakla girmek, eşiğe basmamak, eşik üstüne su dökmemek, iki eşik arasına veya eşik üzerine oturmamak, kapı eşiğinde tokalaşmamak, eşik üstünde birşey alıp vermemek, yeni gelini eşik öptürüp yahut eşiğe el sürdürüp içeri almak, mavi boncuk ve nal yerleştirmek gibi gelenekler yer alır. “Beşikten eşiğe kadar” kavramı vardır ve beşikle doğum yani madde âlemine geliş, eşik ile de manâ âlemine gidiş, yani ölüm kastedilmektedir. Eşikte durmak ve oturmak, arafta kalmak, ne bu dünyada ne de öbür dünyada olmak anlamına gelmekte ve eşik bir an evvel geçilmesi gereken yer olarak görülmektedir. Eşikte uzun süre geçirmek, eşiği mesken tutmak, eşikte olmayı daimî konum olarak kabul etmek tasvip edilmez. Eşik geçici bir yerdir, geçiş için zorunlu olarak kullanılan bir alandır. Bu nedenle de engelleri aşmak, zorlukların üstesinden gelmek anlamında kullanılan bir deyim olarak “eşik atlamak” ortaya çıkmıştır. İnsan hayatındaki geçiş dönemleri birer eşiktir. Yine İç Anadolu’da doğum-evlenme-ölüm üçlemesine karşılık olarak “beşik-eşik-keşik” deyimi kullanılır. Eşikler hep geçişleri ifade etmektedir.
Anadolu’da doğum, sünnet, okula başlama, ergenlik, askere gitme, evlilik, yaşlılık, ölüm gibi yaşam dönemeçlerinin ya da bir zanaatla ilgili yetkinlik belgesi almak, şed kuşanmak, kuşak bağlanmak gibi meslekî yetkinlikle ilgili bütün uygulamaların ve daha nice çoğaltılabilecek eşiklerin törenleri, artık önceki halin ölmüş ve yeni halin doğmuş olduğuna ilişkindir.
En yetkin mitoloji araştırmacılarından biri olarak kabul edilen Campbell, “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu‟nda maceranın ve yolculuğun yani hikayenin gerçekten başladığı yeri, eşiğin atlandığı an olarak gösterir. Burdan itibaren kahraman artık sıradan dünyaya değil, özel bir dünyaya aittir. Toplumsal birer varlık olarak kendi hayatının kahramanı olan bireyin, hayat macerasında başından geçen her tür eşiksel engel tıpkı bir destan ya da mitoloji kahramanının aşması gereken türdendir.
Toplumsal yaşamın bireyselleşme yönündeki değişimi, tüm bu geçişleri ve törenlerini dönüştürür. Tüm topluluk tarafından uygulanan geçiş ritüelleri yerini topluluk üzerindeki güçlü etkisini çoktan yitirmiş olan ve bireyin çok daha edilgen bir tutum içinde ve genellikle yaşadığı deneyime yabancılaşmış bir biçimde uygulandığı şekillere bırakır. Yine Campbell’ın yorumuyla bunun eksikliği, toplumda çok büyük bir kayıptır. Ama iyi ile kötünün beraber varolmak zorunluluğu (ve diyelim dansı), başka bir bakış açısı da sunabilir bize. Birtek kelimenin bizi ne kadar zengin bir yolculuğa çıkardığına bakabiliriz. Dilbilimci Johan Vandewalle’nin dediğine gelip, “Türkçe santranç gibi bir dil. Az kuralı var ama hiç canınız sıkılmadan oynayabilirsiniz” e uzanabiliriz. Bir oyun gibi tüm eşiklerimizi gözden geçirebilir, zenginliklerimizi yabancılaşmalardan kurtarmaya yer açabiliriz. Belki oyunun bir yerinde görünür ki, Yaşam da böyledir; az kuralı olan ama hiç sıkılmadan oynanabilendir. Yaşamın bir aşamasından diğerine geçişi ifade eden eşiklerin sonuncusu ölümdür. Her bir eşik geçişi, geçen için de şahitlik eden için de dönüşüm anlamına gelir.
Kaynak: TÜRKYILMAZ, Dilek (2019). “Eşik Altı Boş Değildir: “Eşik” Kavramının Türk Düşüncesine Yansımaları”. AVRASYA Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 17 (7), 151-162.
Görsel: René François Ghislain Magritte (21 Kasım 1898 – 15 Ağustos 1967), Belçikalı gerçeküstücü ressamın 1965 Tarihli The Blank Signature adlı yapıtı.













