Eşik’teki öyküler, eşikte duranların ve eşikten geçenlerin öyküleri

ÖYKÜ Kategorisindeki Tüm Yazılar

14 Şubat Dünya Öykü Günü

“Öykü bizi bir şeye maruz bırakır, gerçekliği çarpıtmanın kısa yoludur.” Susan Lohafer Öykü okurken genellikle yoğun ve abartılı bir şeye maruz kalırız. Hafızamda yer kaplayan unutamadığım öykülerde çekilen acılar büyük, bekleyişler uzun, kalplerde yarım kalmış ya da hiç yaşanmamış hayaller, aşklar var. Peki neden çarpıtıyoruz gerçekliği? Yazar Hakan Akdoğan bunu şöyle açıklıyor: “Karakterin yarası yazara aitse okur açısından kıymetsizdir. Yara...

DEVAMINI OKU

Üflediler Söndüm

Kan kırmızısı otrişimi, havalı bir el hareketiyle boynuma doluyorum. Zorlansam da dik duruyorum apartman topuklu ayakkabılarımla. Işıltılı bluzumu aşağı doğru çekip, memelerimi ortaya çıkarıyorum iyice. Yerde duran rakı kadehine uzanıyorum, bir dikişte içiyorum aslan sütünü! Osman arzuyla bakıyor bana. Bir zamanlar yanında yatıp, elini sürmediği kadına.  Bugünü çok hayal ettim Osman. Adımı duyduğun, afişi gördüğün anı defalarca kurdum zihnimde. Beni...

DEVAMINI OKU

DEVRİK

Seni bir satranç taşı gibi devirmek istiyorum. Hayır, oyunu bilmiyorum.Kuralları da. Beni büyüleyen, yıkılan bir insana benzemesi devrilen taşın. Amasen o kadar diksin ki! Acıların, içine girmek istemediğin odalarda birikiyor.Kırık dökük eski eşyaları, atılması gerekenleri, ısrarla evde tutan istifçilerebenziyorsun. Her nesnenin kederli bir anısı var ama anılarla ilgilenmiyorsun.Yığmaya meraklısın. Daha fazlasına sahip olmaya âşıksın. İlgiye ihtiyacın var.Beğenilmek mühim senin için....

DEVAMINI OKU

Yaşlı Çocuk

9 Nisan Cumartesi günü ölen tüylü sevgi bohçası Tango’ya. Uzak duramıyorum. Yakınında da kalamıyorum. Ölüm, içimden geçiyor. Nefesi düzensiz, titriyor, vücudu kasılıyor. Can çekişiyor.  En çok kalbimde hissediyorum çektiği acıyı. Göğsüm sıkışıyor, nefesim hızlı! Zamanın ağzı öyle büyük, dişleri o kadar keskin ki! Bebekti eve geldiğinde. Tek kulağını kırmışlar fişlerken. Sokakta eziyet görmüş. Aç ve susuz kalmış. Korkak biraz da....

DEVAMINI OKU

AZİZ’LER

Hayatımda gördüğüm en dürüst, en nazik adamdı Aziz ağabey. Dün vefat etti. Toprağa verdik onu, belki bizden iyi bakar ona ölüm. Onu avukatlık bürosuna çay getirip, götürürken tanıdım. On senesi var. Ceza avukatıydı, katıydı ama aynı zamanında hak savaşçısıydı. Çok kötü olaylara tanık olmuş, ruhsuz kötü adamlarla tanışmış ama içinden gelen o iyi niyetinden bir şey kaybetmemişti. Sevgi doluydu. Bende...

DEVAMINI OKU

Bekleme Salonu

Uyumaktan korkuyorum. Onun gözleriyse hep yumulu. Yüzü süt kadar beyaz… Küçük burnu, biçimli dudakları, kederden ve yalnızlıktan kaskatı kesilmiş. İçine attıkları yüzünde birikmiş yıllarca. Omuzları, elemlerinin ağırlığından öylesine çökmüş ki, sadece kollarını görebiliyorum. Kolları boynunun bittiği yere iğneyle tutturulmuş gibi.  Yıllarca susmuş. Anlatmayı beklemiş. Bedenimde ona yer açmamı rica ediyor. Bir kadın ilk kez benden böyle bir şey istiyor. Daha...

DEVAMINI OKU

Kara Film

Nalân, kırk beş yaşında yatağında ölü bulundu.  Azrail ona acıdı, büyük bir kazanda “filtre kahve” demledi. Peru çekirdeklerinden. Azrail’in yüzü, genç yaşta şöhreti yakalamış bir dizi oyuncusunu andırıyordu.  Nalân, “Böyle ölüme can kurban,” diye düşündü. Yaşarken az mı hayalini kurmuştu yakışıklı oyuncunun. Kahvesini içerken kendi cenazesini izlemeye karar verdi. Katran karası koltuğa oturdu, Tünel T.V.’yi açtı. Odayı havalandırmamıştı Fikret! Kasap...

DEVAMINI OKU

Vakti Gelen Ölür

Yemekle ilişkim, annemle ilişkime benziyor. Fazla yiyince midem ekşiyor. Annem benim evimde üç dört gün kalınca ruhum ekşiyor. Aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum. Havluların yerini değiştirmiş. Acaba nerede? İki pijamamı atmış. Bunu bana nasıl yapar? Hassas bağırsak sendromu nedeniyle lastiklerini kesmiştim. Pijamaların acayip göründüğünü söyledi. Onun gecelikleri çok havalıdır. Bense hep rüküştüm. Evet, öyle de kime ne? Evde kendimle yaşadığım için...

DEVAMINI OKU

Samsara

Ot Dergi, Aralık 2021 sayısında yayınlanmıştır! Rüyalarım sıkıcı olmaktan uzak. Gerçekteyse yapışkan bayat bir kurabiye hayatım. Üstüne sinekler konan karpuz kabuklarının arasından kafamı çıkarıp yukarı bakabildiğim günlerde, geçici bir huzur kaplar içimi. Keşke kısa sürmese! Bayılırım basamaklardan zıplayarak inmeye. Çocukluktan kalma alışkanlık. Her kat ayrı güzellikte bir harabe. Ne kadar inersem, o kadar kat açılır önümde. Ayağımda bir ayakkabı, yılan...

DEVAMINI OKU