Evet. Ölüm. Telâffuz edildiğinde bir anda herkesin kulak kesildiği, kimin başına geldiği ya da nasıl geliştiğine dair bilgi almak için dinlemeye koyulduğu o büyük olay. Sizce o kadar da büyük bir olay mı sahiden? İlk ve son kez deneyimlediğimiz bu önemli deneyim binlerce milyonlarca yıldır dünyanın her noktasında defalarca kez yaşanıyor. İnsan topluluklarının yaşadığı her yer ise bu kaçınılmaz deneyimi farklı açılardan görüyor ve anlamlandırıyor. Sizce de çok ilginç değil mi? Her birimiz aynı bedene sahip olsak da, yaşadığımız deneyimleri farklı değerlendiriyoruz. Bu durum aslında ne kadar ‘biricik’ olduğumuzun bir göstergesi. Çevremizde gelişenler ne olursa olsun duygularımız ve isteklerimizin farklı olabileceğini lütfen unutmayalım.
Oldukça evrensel olan ölüm algısıyla ilgili yapılmış tonlarca araştırma ile sıklıkla karşılaşabilirsiniz. Dünyanın her ülkesinde toplumların ölüme nasıl baktığı, kabullendiği ve yaşadığı araştırılarak ortaya konmaktadır. Bu düşüncelerin şekillenmesinde yaşanılan coğrafya, din, toplumsal cinsiyet, kültürel özellikler başı çeken kavramlardır. Aslında hepimiz için aynı şekilde sonlanan bu olgu, geçmişte ve günümüzde sayfalara sığdırılamayacak kadar çeşitlilikte ritüeller ile yaşanmış ve kayıt altına alınmıştır. Peki ölüme bu kadar önem atfedilmesindeki esas nokta nedir? Bu soruya hepimizin vereceği cevaplar farklı olabilir. Ailelerimiz, sevdiklerimiz, ölüm deneyimlerimiz, geçirdiğimiz hastalıkları bizdeki yansımaları da dahil olmak üzere tonlarca başlık bu sorunun cevabı olabilir. Bu önemli sonuçtan hareketle sadece bizlerin değil ölüme ilişkin önem atfettiğimiz durumların da biricik olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.
Herkes ölebilir ama herkesin ölüm sonrası bıraktığı izler aynı mıdır?
Değildir! İşte bu yüzden önemli izler bıraktığı düşünülen insanların ardından büyük devasa anıt mezarlar yapılmış, şiirler, hikayeler yazılmış ve bugünlere kadar gelmiştir. Ölüme karşı gelememe ve onu durduramama durumu, insan üzerinde hiç olmazsa bir iz bırakılmalı düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde bu izleri deneyimlemek oldukça olasıdır.
Şimdi gelelim o en önemli diğer bulguya, yani sadece betona, kağıda yazılmışların dışında, bir de sevdiklerimizin gitmeden kalplerimizde bıraktığı o silinmeyen izlere…
Yeniden görüşmek üzere…












